26 Aralık 2014 Cuma

O kadar



Zamanla aram pek iyi değildir.
Bunun dışında kendimi şanslı sayarım yine de...
Yalnız kalmakla ilgili bir sorunum yok.
Sadece nefesini sevdiğim birinin yakınlarda olması beni rahatlatır.

Bencilce bir şey, biliyorum.
Ama birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissediyorum
Ve bunu değerli buluyorum.

Zaman nefes almakla geçen günler değil,
Birinin aklında olmakla ilgili biraz...

Hayatın kronometresini sen değil, senin yanındaki tutar.

O kadar...


Nejat İşler

12 Aralık 2014 Cuma

Gittim, Gördüm - Dedeağaç / Aleksandroupolis / Alexandroúpoli


Yunanistan sevgimi bilen bilir.. ayrı bir yeri vardır hep.

Buziki sesi ve yemekleri beni benden alır. -ki bu ziyaret mecburi oldu ama çokta iyi oldu diyorum. Vize başvurularımı Yunanistan konsolosluğundan yaparım ve uzun süreli alırım :) ama ilk Yunanistan'a giriş yaparım ki sonraki vize taleplerimde sorun olmasın.

Annem ile birlikte Selanik'e gidecektik. Pasaportu da vizesi de hazır fakat tura yeterli katılım olmadığı için iki kez iptal edildi. ETS Tur'dan kısa Yunanistan turumuz Şubat ayı sonuna kadar yapılacak...

Zaman kısıtlı olduğu için Aralık ayında mutlaka pasaportta o kaşe olmadı dedim. Araba ile gideceğim fakat Uluslararası ehliyetim yok. 1 yıllık sureli çıkartmak gerekli onun içinde 350-400-TL. ücret ödemek gerekli. 2015 yılı için Türk ehliyetleri Yunanistan'da da geçerli olacak haberlerinden sonra 20gün için o kadar para ödeme. Sen de tek gitme birlikte gideriz dedi Alper'im. Cumartesi Günü hava durumuna bakıp salı gidelim dedik. Behzat' sız olmaz elbette Pazartesi günüde yarın Aleksandropolis'e gidiyoruz ahtapotu ve kalamarı nefismiş dedik. Direkt "Ben de geliyorum o zaman" dedi.

Biri olmayan biyolojik abim.. Diğeri canım.. Ne zaman bir derdim olsa yanımdalar. yarı yolda bırakmayan ADAM'lar. Şükrediyorum ki hayatımdalar.

İş çıkışı yola düştük. İpsala sınır kapısında araba için sigorta yaptırdım. 15gunluk 63€ ödüyorsunuz  polis kontrolü sonrasında Yunanistan sınırındasınız...

Köprü çok ilginç. Türkiye tarafında ki köprü korkulukları kırmızı beyaz, Yunanistan tarafındakiler mavi beyaz :)

Her iki taraftaki askere de selam verdik..

45km sonra Aleksandroupolis şehir merkezindeyiz. Etraf oldukça şenlikli,renkli.. İki restaurant için öneri almıştık.

1.si Makri kasabasında Aya Yorgi Taverna 
http://www.aigiorgis.com/
2.si Nisiotiko
3, Zarifi str – P.O. 68100
Alexandroupolis – Greece
Tel: +30 25510 20990
Biz Aya Yorgi Taverna'yı tercih ettik iyi ki tercih etmişiz. Oraya gidin ve Feriköy'lü Kosta'yı bulun. Mezeler muhteşem, ev şarabı kusursuz..! Ahtapot, kalamar en en ennnn leziz.. O kadar yedik ki balık yemeye yer kalmadı midemizde. Şarabımız, şöminemiz, ve keyfimiz 10 numara yerdeyiz...

Maç takibi, makara, goy goyun kralını yaptık.. Karar aldık ayda bir olmadı iki ayda bir buradayız. Yazın zaten Cuma'dan çıkıp geliyoruz :)
En son hesabı istedik Kosta "Tatlı yemeyecek misiniz?" dedi. "Künefe (bizim künefe mi ne alaka anlamında bakışları görünce ) tüm malzemeler İstanbul'dan geliyor ben yapıyorum, çikolatalı kek ve helva var" dedi. "biz yok almayalım" dedik "size kahve ikram edeyim" dedi. Mutfak bölümüne gitti ben bakıyorum bir şeyler yapıyor, elinde tatlı tabağında çikolatalı kek ve dondurma geldi. Kek miii? bakışlarımız ilk lokmaları ağzımıza atana kadardı...

Çikolata, tarçın ve portakal kabuklu bir kek yememiştim..! Enfesti. Dondurmada yanında anında yuttuk.. Hemen sonra Sakız likörü ile geldi kahvelerimiz.. Abart abart diyeceksiniz ama bu da mı güzel olur arkadaşım? 
Yedik, o kadar içtik artık gidelim hesabı istedik.. Gelen rakam sadece ve sadece 65€! Bu lezzete bu fiyat o kadar yol çekilir evet..! 3-3,5 saatte gidiliyor -ki İstanbul trafiğinde o kadar saatte köprü trafiği çekersiniz.
Biz gittik çok çok mutlu döndük.
Bir sonra ki yazı daha farklı olacak.
Şimdilik kalın sağlıcakla ;)
  



27 Ekim 2014 Pazartesi

Gittim, Gördüm - Barcelona


3-7 Ekim 2014

Asıl plan Şeker Bayramı içindi ama izinler ve program uygun olamayınca Kurban Bayramı'nda gideriz demiştik. Lafta kalmadı bu sefer. Organizasyonu Nurten yapmış bana "gidiyoruz geliyorsun" dedi 10gün kala. Vize var zaten yine bavulu topladım abbas yolcu..

İki hafta ara ile Sabiha Gökçen Havalimanı... O günü unutmam mümkün değil.. Bu sefer bayram trafiğini hesaba katarak İDO ile geçiyorum anadolu yakasına.. Arkadaşım beni Bakırköy iskeleye bırakıyor. Bostancı iskelede Arzu ile buluşup Cucu'ya geçiyoruz metrobüsten Vasfiye'yi alarak. Kadro da tek eksik Nurten. O da yarım saat sonra eklenince havalimanına geçiyoruz. Uçak 03:20'de! bol kahkaha bol gürültü uçağa binmeden alandan atılacağız.

Yol boyu Nurten ile sürekli konuştuk o kadar kaptırmışız ki kendimizi Cucu'nun yeter susun dediğini bile duymamışız. Sadece 1,5 saat uyuyup pilotun anonsuna uyandık..

Veee sabah karanlığında Barcelona'dayız..

Kahve molası ve alandan otele transfer.. Otel'de odaların hazır olmadığını öğrenince vakit kaybetmeden üzerimizi değiştirip bikinileri yanımıza alıp dışarı atıyoruz kendimizi..

Hırsızlık için çok uyarıda bulundular. Çok şükür ki tatsız bir olay yasamadık. Sahil boyunca yürüdük. Barcelonata Plajı kalabalık yer bulduk üst üste duran şezlong alalım dedik. Bildiğin tartaklandık. O şezlongu elimden almak için çekiştirirken bacağıma çarptı koskoca demir. Bağırıp çağırıyor tek kelime İngilizce yok! kiralayalım diyoruz hala bağırıyor. Çünkü dinlemiyor! Barcelona da ki insanların çoğu KABA.. ever kabalar. Restaurantta su alabilir miyim diyoruz bir "wait" deyişleri var dövse yada şişeyi atsa daha iyi... (İtalyan her daim iyidir ;))

Pazartesi günleri Barcelona da müzeler kapalı. diğer günlerde de açılış ve kapanış saatlerini mutlaka kendi web siteleri üzerinden kontrol ederek plan yapın derim. Bizim bir günümüz aylak aylak dolaşmakla geçti ama öylede çok zevkli oluyor :)

Bana görmeden dönme denilen yerler;

Figueras Dali Müzesi,
Picasso'nun Müze 
La Sagrada Familia Kilisesi
Endülüs Arenası
Montjuic Tepesi
Kraliyet Sarayı
Olimpic Liman
Guell Park
Gotik mahallaesi
Casa Batllo
Camp Nou  (Deplasman haftası olmasaydı yolunu bulur o maça girerdim.)


La Sagrada Familia Kilisesi


Barcelonata Beach

Sonuç odaklı insanımdır. Sokakta da açacak bulurum..!

Gaudi dedeye el öpmeye gittim.
 
"Hala Madrid"  diyorum burada ben aslında :) "


Bir sonraki gelişte maç izlemek nasip olsun dedim
 

Okan'ın sürprizi sonrasında Eclipse Bar 

Biz İstanbul gecelerinden alışkınız :) Yıkılmayız..!
 
Gecenin sonu...!


En çok eğlendiğim tatillerin başında bu Barcelona tatili gelir.
Bu üç hatun ile tatilin kötüsü asla olmaz eminim.
 
Theshekartal,Wass,Cucu iyi ki varsınız kızlar...


 

11 Ekim 2014 Cumartesi

Gittim, Gördüm - ROMA (Vol.3)



Tarih 23-24 Eylül 2014

Çok uzun bir yazı olabilir.. Şimdiden  söyleyeyim..


"Aklın mı yok Pınar 3 kere niye gidiyorsun?" dedi hep arkadaşlarım. Evet haklılar. Niye gider ki bir insan 3.kez aynı şehre?

Bu sefer şirket götürdü :)

2013 Kasım ayin da ben ablam ile Roma'dayken yapılan toplantıda karar verilmiş "Roma" olsun diye...

Seçenekler arasında Paris, Roma, Barcelona varken çoğunluk Roma dediği için seçim yapılmış.
Kötü mü oldu? Tabi ki Hayır!

Ben bu şehre aşığım....! Yine giderim.. (bunu not aliiimm ben yine gideyim)

Vizem olduğu için evrak işleri ile uğraşmadım. Bavulu hazırlayıp pasaportu alıp yola çıkarım.. Abbas yolcu..

Sabiha Gökçen Havalimanından özel uçak ile gidiyoruz. Uçağın kalkış saati 09:15 Tüm Türkiye Seat ekibi. "Uçak düşse Seat'ta kimse olmayacak diyorum" ahahahah..

06:15'te evden çıkıyorum 06:33'te arkadaşımı alıyorum Beylikdüzü'n den.. Yetişiriz! yağmuru hesaba katmadan bahçeşehir gişeleri geçtikten sonra kazayı hesaba katmadan düşünüyorum bunları.. Saat 08:15 biz daha Seyrantepe'nin oralardayız köprüye girememişiz... Bölge yöneticim arıyor.. "Pınar'cım assolist misin? En son geleceksin" diyor..  Uçağı kaçıracağız....

08:30 Köprüyü geçtik, 08:35 Ankara otobanı... Hiç yapmam ama emniyet şeridine girdim. Dörtlü flaşörler yanıyor... Sürekli sellektör yapıyorum.. Hala emniyet şeridindeyim..Deli gibi yağmur yağıyor 140-150kmh... Arkadaşımın tansiyonu düştü stresten yüzü bembeyaz bi yerde durduk yuzunu yıkadı tekrar yoldayız... En son bombam..  Trafik ekip otosuna sellektör yaptım adam sola çekiliyordu ki ben onu sollayıp tekrar emniyet şeridine girdim... Evet "Yürek" yedim... Sabiha Gökçen Havaalanı girişinde olduğum saat 08:50, arabanın anahtarını valeye attım. telefonumu söyleyip içeri nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Güvenlikten sıradaki insanlardan izin isteyip kontuara geldik. Veeee evet kontuar kapalı...! Telefon ediliyor, kontuar açılıyor, check-in yapılıyor, bavullar için kız "gelir mi gelmez mi bilemiyorum" diyor...Ben bavulumu yanıma alırım diyorum.. Bölge Yöneticim arıyor, bavulu çekiştirip pasaport kuyruğuna giriyoruz, telefonu açamıyorum, polise yurt dışı çıkış pulunu zarfı açarak vermeye çalışıyorum ama ellerim titriyor çocuk "ver ben açarım" diyor :) Okşan "kapı numarası kaçtı? nerden gideceğiz" diyor panik olduk tabi kiiiii.... "304 kapı numarası" diyorum.. polis halimize gülüyor.. tabii bizde gülüyoruz... oysa ağlamamız gerek :)))
Polis "kontrolden geçin iki kat aşağıya inin yürüyen merdivenden" diyor. koş koşş koşşşşşş güvenlikte acele ederken adamın biri bizi payladı.. "Yarım saat erken çıkın o zaman" diye... Polis bayan siz böyle gelin deyip güvenlik şeridini açtı bize sağ olsun. kontrolden geçtik koşuyoruz...

Telefonum hala çalıyor... ama ben koşarken telefona bakamam kiii... :)
bavulu pat küt indiriyorum yürüyen merdivende... kırılmadıysa daha da kırılmaz..

307... yok diil 306... yok bu da diill.. 304... coookk uzaaaak nefes kalmadııı.. Bölge yöneticim kapı girişinde bekliyor.. ilk kelimesi "Nerdesiiiinnnn?" ( o kadar çok duydum ki bu kelimeyi...) boarding kartı alıp otobüse atıyorum Okşan'ın bavulu ve benim bavulu... Derin bi nefes alıp cama yaslandım -ki bizi bekleyenin sadece bölge yöneticim olduğunu düşünüyordum... Tüm yöneticilerimiz varmış :)

"Pınaaaarrrrr" diye ikisi bir den seslenince... Çok trafik vardı demek istedim ama sesim çıkmadı... :)

Uçağa arka kapıdan binelim ki kimse bizi görmesin diyorum.. iniyoruz uçağın arka kapısı kapalı.. Mecbur ön kapıdan biniyoruz.. Müdürüm ile göz göze gelmeyelim diye çok çaba sarfettim ama mümkün mü? Değil tabi ki.... Başını ben size soracağım gibi bi salladı bizim kafalar önde yerimize geçtik.. Uçak bizim yeaaa istediğim yere oturdum..

Kabin amirine sordum uçak rötarlı kalkmadı dimi diye Hayır dedi kız..

Holleeyyy On time baby... :)

Malzeme çıktı ekibe.. yol boyunca anlattık...

İstanbul'da yağmurdan kaçıp Roma'da güneşe merhaba dedik... Havalimanında Fırat "sosyal medya insanı check-in yaptın mı hemen deyince.. "tabi kiii Roma'ya tekrar hoş geldin dedi bana swarm" dedim. :)

tüm ekip otele transfer ile kısacık bir mola ve sonrasında toplantı ile aksam üstüne doğru günü bitirmeden roma sokaklarına attık kendimizi...

Artık avucumun içi gibi bildiğim sokaklarda rehberlik yapabilirim.. Sırasıyla İspanyol Merdivenleri, Pompi'de tiramisu molası, Piazza Del Popolo, Giolitti, Aşk Çeşmesi, Pinokyo'nun  dükkanını gezdik. Otele donduk ki akşam yemeği için tekrar toplandık. Akşam yemeği ünlü Il vero Alfredo 'da olacak... enfes bir akşam yemeği yedim.. Bol parmesanlı fettucini yedim ete yer kalmadı
şiddetle tavsiye ederim.

web site : http://www.alfredo-roma.it/index.htm

Gece uzun diyenler için trastevere geçtik.. bizim karaköy gibi aslında. İçkisini alanlar sokakta ayakta takılabiliyor. Minik barlar var. güzel sevimli hepsi..

Çantam da jagersiz çıkmam.. biramın içine attım. Ohhh miisss.. 03:00 gibi otele döndük.

Ertesi gün ki program, Vatican, Pantheon, Piazza Novano, Colleseum. metro kartlarımızı aldık istikamet Vatican. Vatican'da ayine denk geldik ki papa konuşuyordu.. sonra metro ile tekrar İspanyol merdivenlerine gidelim dedik. -ki bir tiramisu daha yedim. Pompi Pastanesi candır.. yürüye yürüye aşk çeşmesine tekrar geldik yine dilek diledik.. Oradan Pantheon'a geçtik ve sonrasında Piazza Novano... herkes yorulunca pizza yiyelim ve dinlenelim dedik -ki her geldiğimde gittiğim Cantina e Cucina'ya gittik.. Oradan yürüyerek metro ve aktarma yaparak Colleseum'a geçtik..

Otele varış ve havalimanına hareket ile kısa ama olaylı, bir o kadar da eğlenceli bir gezi oldu.

Fotoğraflar olmazsa olmaz...


 
 
 Yemeye doyamadığımız doğrudur...
 
Giolitti


3.dilek...

Papa çağırmış gitmeyelim mi?

Pizza pizza pizza....

Hiç tırsmış halimiz yok..

Bazen melek olabilirim.. Ama adamına/kişisine göre...



Yolluklarımız...

Alışverişten sonra biz...


Kamu spotu.. Havada olan havada kalır...

Sektör değiştirebilirim.. Evet bu kamera çok ağır...! Vazgeçtim.

 

20 Eylül 2014 Cumartesi

En son ne zaman bir kadını sevdin?

En son ne zaman bir kadını sevdin?
 
Ama öyle öptün, sarıldın, uyudun falan değil; en son ne zaman bir kadını gerçekten sevdin?
Kaybetmekten korkarak, yanındayken bile özleyerek, deli gibi kıskanarak, koruyup kollayarak...
 
Delikanlı adam korkmaz diye bir şey yok. Korkacaksın! Sevdiğin kadını kaybetmekten korkacaksın, kıskanacaksın da... Sokakta elinden tutacaksın, tanıdığın herkesle onu tanıştıracaksın. "İşte benim hayatım bu!" der gibi tanıştıracaksın. Güzel bir kadın sevmek istiyorsan onu gülümseteceksin.
 
Çünkü dünyanın en güzel kadını mutlu bir kadındır.
 
Bu yüzden kirpiklerini sev bir kadının,
Avuç içlerini,
Makyajsız yüzünü,
Uyku sersemliğini...
 
Saçlarını kesen bir kadının çektiği acıyı anlayabilecek kadar sev bir kadını.
 
Ve asla bir kadının saçlarını kesmesine sebep olma...
 
 
 
Nejat İşler

13 Eylül 2014 Cumartesi

"Dilek"




Benim 15.11.2013'te dilediğim bir dileğim vardı burada. Daha bir sene geçmeden yine ayni yerde gerçek olur mu?
 



 

12 Eylül 2014 Cuma

Çünkü bazı kadınlar..

Çünkü bazı kadınlar,
Yanlış yapmak ve yalnız kalmak arasında bir tercih yaparlar.
Adamına göre değil,
Adabına göre.
Heveslerine göre değil,
Hislerine göre karar verirler.
Sahte mutluluk yerine,
Sade bir yalnızlığı tercih ederler.
İşte bu yüzden bazı kadınlar,
Sınırlarını kendileri çizdiği,
Gizli ve gizemli bir ülkede yaşarlar.
Zorunlu olduklarından değil,
Gururlu olduklarından.
Ve yerlerini sadece
Sabırlı ve yürekli olduğuna inandıkları,
Bir erkeğe söylerler...
 

2 Eylül 2014 Salı

Ayşe Derin...




Çok bekledim, çok sabırsızlandım...
 
29.08.2014 gecesi 23:49'da geldi meleğim.. 
 
Tarif edebilmem çok zor bu sevgiyi / duyguyu.. 
 
Canımın canı..  Herşeyim...
 
İyi ki bizi seçtin..



 

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Sen kokuyorum, ben kokuyorsundur...


Bir telinden düşüp bir diğerine tutunduğumdu saçların. Sahili döver gibi vuruyorken sırtına, emanet ettiği bir kokun vardı boynuna. O emanet, yüklendiği rüzgarlarla dolaşıp duruyor şimdi burnumda. Bu durumda konunun en açık ifadesiyle, özlendiğini bil istiyorum.

Sevilen insan boynundan kokar.

Boyu posu endamı bilmem de, seven sevdiğini boynundan koklar.

İnsan insana bakışmaktan hızlı geçer koku.

Şimdilerde ola ki duygularını emanet ettiğin biri varsa hayatında ve mutlu olmayı ümit ederek boşa zaman harcıyorsan, harcama.

Yol yakınken ya da uzakken ve henüz ikimiz de ölmemiş yaşıyorken; böyle bir yol varken.

Dön.


Özlediğim kokun, bana boynunun borcudur...

Mehmet Ercan'ın kaleminden...

Sarılınca kokusu sinenlere gelsin o vakit :)


 

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Gittim, Gördüm / İki günde Amsterdam...

Delilik evet...!


Gezmeye gitmek konusunda gaz insanıyımdır. Sağlık sorunu yoksa kalk gidelim denmesi yeter. Programı yapar bavulu hazırlarım.

Yer : Amsterdam
Tarih : 5-6 Temmuz


Arkadaşım Mayıs ayında twitterdan yazmıştı. "5 Temmuz'da Sensation var ayarla da gidelim" diye. Hayır der miyim? :)

Uçak biletlerini, parti biletlerini aldık 5 Temmuz sabah uçağı ile soluğu Amsterdam'da aldık.

Bu şehir 2 günde gezilmez bunu anladım. En kısa sürede tekrar gelinmek üzere gidilecek yerler listesinde üst sıralarda...

Efendim.. Şehir düz. Her yere tram ile gidebiliyorsunuz. Günlük seyahat kartlarından alırsanız çok rahat edersiniz.

Çok gezemedik zaman kısıtlı olduğu için. Dam Meydanı'na yakın olan Swiss Otel'de kaldım. Personel çok ilgili ve samimi. Daha önce giden çoğu arkadaşım ev kiralayıp konakladı ama ben bir gece kalacağım için otel tercih ettim.

Otel gidip bavulu odaya bırakıp kendimi sokağa attım. Yürürken esrar kokusunu çok yerde alıyorsunuz bunlar normal. :)

Magic Mushroom'lar dan aldım bir kutu tadı biraz tuhaf çok yemedim o yüzden bir şey anlamadım desem yalan olmaz.

Akşam için beyaz elbisemi spor ayakkabılarımı (malum hoplayıp zıplayacağım) giyip metro ile Amsterdam Arena yolunu tutuyorum... Herkes bembeyaz :))

Ramazan ayı içerisinde tatil yapmamayı öğrenemedim ben. Alkol almıyorum da zor oluyor sadece redbull :))

Adamlar bu işi biliyorlar. Sahne, Showlar, djler ve Martin Garrix bir muhteşem...!

Bu kız ne yaptı Ne yedi orda derseniz..
Öğlen yemeği için "Bami" yedim. kroket gibi bir şey birde burada Beyoğlu'nda ki patates kızartan dükkanlar var.

Çok renkli bir şehir. Peynirleri çok ünlü. Babam için bir minik kalıp aldım. Pancake Bakery'de mutlaka pancake yiyin derim.

Adres: Prinsengracht 191
Tel: +31 20 625 13 33
web: www.pancake.nl

Bloemenmarkt'a gidin..
I Amsterdam yazısının orda fotoğraf çektirmeden olmaz :)

Ben iki gün hatta toplam bir gün de çok gezemedim. Tekrar gideceğimden eminim..

 







 
 




The Pancake Bakery 


9 Nisan 2014 Çarşamba

Gittim, Gördüm - ROMA (Vol.2)



Tarih : Kasım 2013


"Schengen vizenin süresi dolmadan bir Italya yapalım mı?" dedim.. Gözleri parladı :)
"Uygun olacağın hafta sonunu söyle" dedim sadece...

15 Kasım - 17 Kasım'da yolcuyuz dedik.. THY çağrı merkezi ile kısa bir görüşme, tarihler, saatler seçildi. Rezervasyona gerek kalmadan biletleri alıp aradım. "Bavulu hazırla, 15 Kasım 08:15 uçağı ile gidiyoruz" dedim :) 

İki hafta öncesinde yaptık bu planlamayı. Zaten 2 gün kalıp geri döneceğiz. Hem de tek başımıza, tur/rehber olmadan... Otel için iki bayan için en güvenli yer Spagna bölgesi bence. B&B Corso'da kaldık biz. Çokta memnun ayrıldık.

Biraz bildiğim İngilizce ile 7 ay önce gitmiş, Roma'nin altını üstüne getirmişim ama korkmuyorum desem yalan olur. Pasaport kontrolü en çok korktuğum yer oldu. Sorun olsa mesela ne anlatacağım polise :))) 

Biz yolculuk için hazırız dedik.. Havalimanin'da buluşmak üzere sözleştik. Eniştem ablamı getirdi. Check-in işlemleri için bekliyoruz sıra bize gelince exit istedim rahat olur ayaklarımızı uzatırız diye.. Vedalaştık enişte ile pasaport kontrolünü geçip free-shop'ta turlayarak uçağa geçtik.

Rahat yolculuk, samimi ve ilgili personel ile THY bu işi gerçekten çok başarılı yapıyor..
Yan koltuğum da oturan sosyetik ablamız ile samimiyetimiz onun arkadaşı ile yakın oturmasını sağladığımızdan beri yani uçuşa başlamadan başladı :)  sömestr tatilinde ilk hafta Maldivlerde kemiklerini ısıtacağını sonrasında Courchevel kayak tatili yapacağını söyledi. Vallahi saygı duydum :)

"İşte bizde abla kardeş haftasonu tatili için gidiyoruz" dedim. Etim ne? çapım ne? :p

Kaptan pilotun uçak içinde güneş gözlüğü ile artis artis dolaştığını fark ettik -ki berbat inişi ile tum karizması yerle bir oldu..  Ve sosyetik ablamızın "aayyyyy ben soyluyorum kööörrr ayol buuuu uçak içinde güneş gözlüğü ile dolaşıyor" yorumu ile Türk'lerin hepsi krize girdi.

Kazasız belasız indik alana.. Şehir merkezine giden otobüsleri biliyordum. RomaPASS'ımızı aldık (3 gün boyunca metrodan ücretsiz faydalanıyorsunuz. 2 müze için de ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Colosseum için de geçerli, 16,50€ giriş ücreti ve oldukça kalabalık giriş sırası beklemeyeceksiniz) önce, sonrada otobüs biletlerimizi (1 kişi 5€ ) (RomaPASS ile 1€ indirim alıyorsunuz 4€ ödüyorsunuz) Vatican'da RomaPASS geçerli değil. Unutmayin Vatican ayri bir ülke :)

40-45dk. şehir merkezine ulaşım sürüyor. Termini'de inip metro ile İspanyol merdivenlerinin durağına çıktık. Otel yürüme mesafesinde ama Piazza Del Popolo durağı daha yakin. Biz dolaşa dolaşa gidelim istedik. Otele eşyaları bırakıp kendimizi sokağa attık.

iki gün boyunca gezmediğimiz birkaç yer kaldı onlarda bir dahaki sefere.. iki kez gidip göremediğim yer Trastevere :(

Otel önerim,
B&B Corso22  
Via Del Corso 22, Spagna, 00186 Roma
 
Yeme - İçme,

Via del Governo Vecchio 87, 00186 Roma
(İki kez geldiğimde de gelip yemek yedim. Asla pişman olmazsınız)

 
Via degli Orfani, 84, 00186 Roma

Not: tam karşısında dondurmacı var çeşit çeşit yemeden çıkmayın..

Pastificio
8 Via della Croce, Rome, 00187 Roma
(Web sitesi yok, 13:00-15:00 arası açık olan her gün iki farklı makarna çıkan, plastik çatal ve plastik kaplarda enfes makarnanızı 4€'ya alıp İspanyol merdivenlerin de oturup yiyin. Şiddetle Tavsiye ediyorum)

Pompi
Via della Croce sokağında pastane.. Tiramisu cenneti.. çeşit çeşit var..

*** Aynı sokak içerisinde şarküteri de var markette. Makarna, Peynir, Nutella, Şarap alabilirsiniz..


Gidemedik ama damak zevkine güvendiğimiz yakın bir arkadaşım önermişti.
Nino
Via Borgognona 11, 00187 Roma
 

Bir başka Roma Gezgini blogger Nazo 'nun blogunuda ziyaret edebilirsiniz.. Link "Burada"
her iki seyahatten notlar;
 
 
Turist yoğunluğu olan yerlerde yemek yemeyin. Çok pahalı ve lezzetsiz oluyor.

* Vatican Kuleye mutlaka çıkın,
* Vatican müzesi çok büyük, ilk gittiğimde girdim ama çok sıkıcı geldi. 2.ziyarette girmedim. Sistine Chapel'i merak etmiştim :)
* Vatican Gardens ilk gittiğimde çok yağmurluydu, ikinci kez gittiğimizde de zamanımız yetmedi maalesef göremedim.
* Vaktiniz olursa hayvanat bahçesini görün..

exit candır :)



 Yağmurda şemsiyeye kaynak yaptım :)




 iniş kolay da çıkışı zor :p



Son gün Pastificio'dan aldığımız makarnayı yedik Havalimanına gittik... Uçağa binerken hala dondurma yediğim doğrudur.