27 Ekim 2014 Pazartesi

Gittim, Gördüm - Barcelona


3-7 Ekim 2014

Asıl plan Şeker Bayramı içindi ama izinler ve program uygun olamayınca Kurban Bayramı'nda gideriz demiştik. Lafta kalmadı bu sefer. Organizasyonu Nurten yapmış bana "gidiyoruz geliyorsun" dedi 10gün kala. Vize var zaten yine bavulu topladım abbas yolcu..

İki hafta ara ile Sabiha Gökçen Havalimanı... O günü unutmam mümkün değil.. Bu sefer bayram trafiğini hesaba katarak İDO ile geçiyorum anadolu yakasına.. Arkadaşım beni Bakırköy iskeleye bırakıyor. Bostancı iskelede Arzu ile buluşup Cucu'ya geçiyoruz metrobüsten Vasfiye'yi alarak. Kadro da tek eksik Nurten. O da yarım saat sonra eklenince havalimanına geçiyoruz. Uçak 03:20'de! bol kahkaha bol gürültü uçağa binmeden alandan atılacağız.

Yol boyu Nurten ile sürekli konuştuk o kadar kaptırmışız ki kendimizi Cucu'nun yeter susun dediğini bile duymamışız. Sadece 1,5 saat uyuyup pilotun anonsuna uyandık..

Veee sabah karanlığında Barcelona'dayız..

Kahve molası ve alandan otele transfer.. Otel'de odaların hazır olmadığını öğrenince vakit kaybetmeden üzerimizi değiştirip bikinileri yanımıza alıp dışarı atıyoruz kendimizi..

Hırsızlık için çok uyarıda bulundular. Çok şükür ki tatsız bir olay yasamadık. Sahil boyunca yürüdük. Barcelonata Plajı kalabalık yer bulduk üst üste duran şezlong alalım dedik. Bildiğin tartaklandık. O şezlongu elimden almak için çekiştirirken bacağıma çarptı koskoca demir. Bağırıp çağırıyor tek kelime İngilizce yok! kiralayalım diyoruz hala bağırıyor. Çünkü dinlemiyor! Barcelona da ki insanların çoğu KABA.. ever kabalar. Restaurantta su alabilir miyim diyoruz bir "wait" deyişleri var dövse yada şişeyi atsa daha iyi... (İtalyan her daim iyidir ;))

Pazartesi günleri Barcelona da müzeler kapalı. diğer günlerde de açılış ve kapanış saatlerini mutlaka kendi web siteleri üzerinden kontrol ederek plan yapın derim. Bizim bir günümüz aylak aylak dolaşmakla geçti ama öylede çok zevkli oluyor :)

Bana görmeden dönme denilen yerler;

Figueras Dali Müzesi,
Picasso'nun Müze 
La Sagrada Familia Kilisesi
Endülüs Arenası
Montjuic Tepesi
Kraliyet Sarayı
Olimpic Liman
Guell Park
Gotik mahallaesi
Casa Batllo
Camp Nou  (Deplasman haftası olmasaydı yolunu bulur o maça girerdim.)


La Sagrada Familia Kilisesi


Barcelonata Beach

Sonuç odaklı insanımdır. Sokakta da açacak bulurum..!

Gaudi dedeye el öpmeye gittim.
 
"Hala Madrid"  diyorum burada ben aslında :) "


Bir sonraki gelişte maç izlemek nasip olsun dedim
 

Okan'ın sürprizi sonrasında Eclipse Bar 

Biz İstanbul gecelerinden alışkınız :) Yıkılmayız..!
 
Gecenin sonu...!


En çok eğlendiğim tatillerin başında bu Barcelona tatili gelir.
Bu üç hatun ile tatilin kötüsü asla olmaz eminim.
 
Theshekartal,Wass,Cucu iyi ki varsınız kızlar...


 

11 Ekim 2014 Cumartesi

Gittim, Gördüm - ROMA (Vol.3)



Tarih 23-24 Eylül 2014

Çok uzun bir yazı olabilir.. Şimdiden  söyleyeyim..


"Aklın mı yok Pınar 3 kere niye gidiyorsun?" dedi hep arkadaşlarım. Evet haklılar. Niye gider ki bir insan 3.kez aynı şehre?

Bu sefer şirket götürdü :)

2013 Kasım ayin da ben ablam ile Roma'dayken yapılan toplantıda karar verilmiş "Roma" olsun diye...

Seçenekler arasında Paris, Roma, Barcelona varken çoğunluk Roma dediği için seçim yapılmış.
Kötü mü oldu? Tabi ki Hayır!

Ben bu şehre aşığım....! Yine giderim.. (bunu not aliiimm ben yine gideyim)

Vizem olduğu için evrak işleri ile uğraşmadım. Bavulu hazırlayıp pasaportu alıp yola çıkarım.. Abbas yolcu..

Sabiha Gökçen Havalimanından özel uçak ile gidiyoruz. Uçağın kalkış saati 09:15 Tüm Türkiye Seat ekibi. "Uçak düşse Seat'ta kimse olmayacak diyorum" ahahahah..

06:15'te evden çıkıyorum 06:33'te arkadaşımı alıyorum Beylikdüzü'n den.. Yetişiriz! yağmuru hesaba katmadan bahçeşehir gişeleri geçtikten sonra kazayı hesaba katmadan düşünüyorum bunları.. Saat 08:15 biz daha Seyrantepe'nin oralardayız köprüye girememişiz... Bölge yöneticim arıyor.. "Pınar'cım assolist misin? En son geleceksin" diyor..  Uçağı kaçıracağız....

08:30 Köprüyü geçtik, 08:35 Ankara otobanı... Hiç yapmam ama emniyet şeridine girdim. Dörtlü flaşörler yanıyor... Sürekli sellektör yapıyorum.. Hala emniyet şeridindeyim..Deli gibi yağmur yağıyor 140-150kmh... Arkadaşımın tansiyonu düştü stresten yüzü bembeyaz bi yerde durduk yuzunu yıkadı tekrar yoldayız... En son bombam..  Trafik ekip otosuna sellektör yaptım adam sola çekiliyordu ki ben onu sollayıp tekrar emniyet şeridine girdim... Evet "Yürek" yedim... Sabiha Gökçen Havaalanı girişinde olduğum saat 08:50, arabanın anahtarını valeye attım. telefonumu söyleyip içeri nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Güvenlikten sıradaki insanlardan izin isteyip kontuara geldik. Veeee evet kontuar kapalı...! Telefon ediliyor, kontuar açılıyor, check-in yapılıyor, bavullar için kız "gelir mi gelmez mi bilemiyorum" diyor...Ben bavulumu yanıma alırım diyorum.. Bölge Yöneticim arıyor, bavulu çekiştirip pasaport kuyruğuna giriyoruz, telefonu açamıyorum, polise yurt dışı çıkış pulunu zarfı açarak vermeye çalışıyorum ama ellerim titriyor çocuk "ver ben açarım" diyor :) Okşan "kapı numarası kaçtı? nerden gideceğiz" diyor panik olduk tabi kiiiii.... "304 kapı numarası" diyorum.. polis halimize gülüyor.. tabii bizde gülüyoruz... oysa ağlamamız gerek :)))
Polis "kontrolden geçin iki kat aşağıya inin yürüyen merdivenden" diyor. koş koşş koşşşşşş güvenlikte acele ederken adamın biri bizi payladı.. "Yarım saat erken çıkın o zaman" diye... Polis bayan siz böyle gelin deyip güvenlik şeridini açtı bize sağ olsun. kontrolden geçtik koşuyoruz...

Telefonum hala çalıyor... ama ben koşarken telefona bakamam kiii... :)
bavulu pat küt indiriyorum yürüyen merdivende... kırılmadıysa daha da kırılmaz..

307... yok diil 306... yok bu da diill.. 304... coookk uzaaaak nefes kalmadııı.. Bölge yöneticim kapı girişinde bekliyor.. ilk kelimesi "Nerdesiiiinnnn?" ( o kadar çok duydum ki bu kelimeyi...) boarding kartı alıp otobüse atıyorum Okşan'ın bavulu ve benim bavulu... Derin bi nefes alıp cama yaslandım -ki bizi bekleyenin sadece bölge yöneticim olduğunu düşünüyordum... Tüm yöneticilerimiz varmış :)

"Pınaaaarrrrr" diye ikisi bir den seslenince... Çok trafik vardı demek istedim ama sesim çıkmadı... :)

Uçağa arka kapıdan binelim ki kimse bizi görmesin diyorum.. iniyoruz uçağın arka kapısı kapalı.. Mecbur ön kapıdan biniyoruz.. Müdürüm ile göz göze gelmeyelim diye çok çaba sarfettim ama mümkün mü? Değil tabi ki.... Başını ben size soracağım gibi bi salladı bizim kafalar önde yerimize geçtik.. Uçak bizim yeaaa istediğim yere oturdum..

Kabin amirine sordum uçak rötarlı kalkmadı dimi diye Hayır dedi kız..

Holleeyyy On time baby... :)

Malzeme çıktı ekibe.. yol boyunca anlattık...

İstanbul'da yağmurdan kaçıp Roma'da güneşe merhaba dedik... Havalimanında Fırat "sosyal medya insanı check-in yaptın mı hemen deyince.. "tabi kiii Roma'ya tekrar hoş geldin dedi bana swarm" dedim. :)

tüm ekip otele transfer ile kısacık bir mola ve sonrasında toplantı ile aksam üstüne doğru günü bitirmeden roma sokaklarına attık kendimizi...

Artık avucumun içi gibi bildiğim sokaklarda rehberlik yapabilirim.. Sırasıyla İspanyol Merdivenleri, Pompi'de tiramisu molası, Piazza Del Popolo, Giolitti, Aşk Çeşmesi, Pinokyo'nun  dükkanını gezdik. Otele donduk ki akşam yemeği için tekrar toplandık. Akşam yemeği ünlü Il vero Alfredo 'da olacak... enfes bir akşam yemeği yedim.. Bol parmesanlı fettucini yedim ete yer kalmadı
şiddetle tavsiye ederim.

web site : http://www.alfredo-roma.it/index.htm

Gece uzun diyenler için trastevere geçtik.. bizim karaköy gibi aslında. İçkisini alanlar sokakta ayakta takılabiliyor. Minik barlar var. güzel sevimli hepsi..

Çantam da jagersiz çıkmam.. biramın içine attım. Ohhh miisss.. 03:00 gibi otele döndük.

Ertesi gün ki program, Vatican, Pantheon, Piazza Novano, Colleseum. metro kartlarımızı aldık istikamet Vatican. Vatican'da ayine denk geldik ki papa konuşuyordu.. sonra metro ile tekrar İspanyol merdivenlerine gidelim dedik. -ki bir tiramisu daha yedim. Pompi Pastanesi candır.. yürüye yürüye aşk çeşmesine tekrar geldik yine dilek diledik.. Oradan Pantheon'a geçtik ve sonrasında Piazza Novano... herkes yorulunca pizza yiyelim ve dinlenelim dedik -ki her geldiğimde gittiğim Cantina e Cucina'ya gittik.. Oradan yürüyerek metro ve aktarma yaparak Colleseum'a geçtik..

Otele varış ve havalimanına hareket ile kısa ama olaylı, bir o kadar da eğlenceli bir gezi oldu.

Fotoğraflar olmazsa olmaz...


 
 
 Yemeye doyamadığımız doğrudur...
 
Giolitti


3.dilek...

Papa çağırmış gitmeyelim mi?

Pizza pizza pizza....

Hiç tırsmış halimiz yok..

Bazen melek olabilirim.. Ama adamına/kişisine göre...



Yolluklarımız...

Alışverişten sonra biz...


Kamu spotu.. Havada olan havada kalır...

Sektör değiştirebilirim.. Evet bu kamera çok ağır...! Vazgeçtim.