31 Ağustos 2009 Pazartesi

"30" Ağustos 2009

Sene 1979.. Yani TAM 30 YIL ÖNCESİ...

Daha ben portakalda vitaminken; annem telaş içerisinde koşturuyor ve 2-3 merdiven basamağını atlıyor. Akşamına yada ertesi gün sabahına sancıları başlamış. Soluğu hastanede almışlar elbet...

Ailenin en büyük oğlunun ilk çocuğu ve anneannemin ilk torunu TEDA dünyaya merhaba demiş...

Özellikle babaannem çok ama çok severdi. Kocadayıda öyle.(bunları hatırlıyorum çünkü hep soyulmuş çekirdekleri ve 100 lirayı ona 10 lirayı bana verirlerdi.. Ben okula başlayınca alabilecekmişim) Babaannem "içimi yarın koyun oraya sedayi hic canım yanmaz yavrumun yavrusu" dermiş. Annem anlatır hep babanıda Seda'yı da bir başka severdi diye..

Herkes onu bir başka sever ama ben bambaşka... Kimseyle paylaşamam. O sadece benim ablam... (İlgililere de duyrulur...)

Eeeee 30 yıl geçmiş ama sorun asla 30 oldum demez.. Yıllardır 27 yaşında :)
Asla yaşlanmaz.. Aslaaa....
Ablacıııımmm nice 40 amaaann.. işte 30 lara... :)

Senin için yaptıklarım;


Mesleğin ile örtüşsün istedim

Kesmen için..



Hangisini en çok sevdin :)

19 Ağustos 2009 Çarşamba

pınar bak ne buldum ya :)

Ekranımın sağ alt köşede mini pencerede yazıyordu..
Outlook'u açtım..

Veda'dan gelen mailin subject'i attachmentindede de bu vardı..


17 Ağustos 2009 Pazartesi

Def Def 3 Yaşında...

Günler öncesinde mail trafiği vardı elbet.. şu olsun bu olsun.. onu yaparsın bunu yapayim.. Konsept mi¿ "Bumblee Bee"

Halley'den arı, Cupcake'leri ve üzerlerine arıları Seda ile ben yaparım dedim. Tugba'nın ısrarı ile sadece minik cupcake ve arıları yaptık bizde..

Ömrebedel geldi ve Tavşanlı'ya doğru yola çıktık 15:50'de... Vardığımızda ise saat 16:35'miş.. Kısa bir süre sonsa minik bir köy, tertemiz bir hava ve muhteşem bir yeşillik vardı karşımızda.

Standı kurup üzerine cupcakeleri yerşeltirdik. Tuğbasan hazırladığı çubukları koydu ve standı masaya alıyoruz yavaşça... Rüzgar sayesinde 4-5 tanesi yerdeydi :( sonrada masada düştü 1-2 tane.. bol keçpe ustalar tarafından fazlaca olduğu için görüntü pek bozulmadı yinede.. Çubukları çıkartıp öyle servis ettik bizde.

Masayı gördüğümde sanırım 100 kişi gelecek dedim. Gülsün & Tuğba yine sabahlamışlar ama şahaneler yaratmışlar.


Sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşlar DefDef'e...



Yapım aşamasındaki arılarımız..


Veeee cupcakelerin üzerine konan arılar




Bir Beyoğlu akşamı daha...

Bu sefer Teda, Ben ve Nevra..

Nevra'yı ikna etmek zor olduysada yine çok güzel bitti gece..

2 gece üst üste Beyoğlu olurmu ¿ Olur olur... Klasik bir bambi ziyareti, yine klasik bir Mandabatmaz molası ve bakılan kahve falları.. Bol bol kahkaha, İstiklal'de birbirimizini önüne geçme..

Bambi'den çıkıp DefDef' Bumble Bee kostümü aldık. Pazar günü olacak doğumgününde konsepte uygun olarak mini bir kanat, mini bir asa ve kocaman 2 arı olan taç :)

Paket elimizde ilerlerken yine birşeyler anlatıyorum tabii ki, biri ile çarpışma durumundayım. Önüne bakmıyormusun demeyin çünkü ilk ben durdum :) karşımdaki beni ben onu bi süzdüm. eli yüzü düzgün biri " pardon" dedim. aynı anda o da "pardon" dedi. Eğer serseri ukala bi tip olsaydı kesin haşlamıştım hiç mi hiç şansı yoktu :))))

Kenara çekilip yol verdi. O sırada arkadan biri beni itti "sen çekil bakayım ben önüne geçeyim. Evli barklısın hala senin önüne düşer böyleleri ben bekârım"

Tabiii ki Nevra... İlerliyoruz biri karşıdan geliyor.. Nevra bak şansına işte dedim.. Beyazlar içerisinde bir arap şeyhii :))))) Nevra küfürü basıyor ben ise kahkahayı..

Bu güzel geceyi 23:00 gibi sonlandırmış evlere doğru yola çıkmıştık ki gelen telefon ile Todoriye geçtim.. Şekercan arkadaşları ile yemekteydi bende uğrayıp merhaba dedim..


Beyoğlu klasiği : Mandabatmaz'da kahve..


Nevra fal bakıyor.. pardon atıyor...

Karşısında ki de pür dikkat dinlemekte...


ama iyi ki varsın yaww...

14 Ağustos 2009 Cuma

Beyoğlu'nda..

Ben taksimden dolmuşla Bostancı'ya cidecek, annemle Teda’da otobüs ile eve döneceklerdi. TRT binasının orada inip içeri yürüdük. Annemin çok sevdiği ayvalık tostu yeriz demişti Teda daha hastaneden çıkarken.. Siparişlerimizi verdik... Afiyetle yerken mamalarımızı bir yandan da “yeni bir dondurmacı keşfettim, ordan dondurma alalım bayılacaksın” dedi. Gittik..Cremeria Milano...Klasiktir benim dondurmam. Çikolata ve çilek...

Dondurma nasıl mı¿

M-U-H-T-E-Ş-E-M !!

Geçerken görmüştüm ama hiç yememiştim.. Baileys’li olanını öneren çok...

Bağdat Caddesi Şaşkınbakkal’da ki yeni şubesinede giderim artık :)

Beyoğlu irtibat : Asmalımescit Mah: 164 / A İstiklal / Beyoğlu Tel: +90 212 245 50 64
Bağdat Caddesi henüz yok...
.

Geçmiş olsun Bal'ıma


Kuzenimin 1,5 yaşında kızı Naz (ama ben Bal diyorum :)) böbreklerinde olan bir problem sebebiyle ameliyat oldu. Dün işten çıktıktan sonra gittim ben. Annem benden önce gitmiş. Teda herzaman ki gibi en son gelen oldu. Yolu da bulamayacağı için 3 silahşörler karşılamaya gitmişler..

Odaya anne - baba ve anneanne dışında kimseyi almıyorlar. Bence en doğrusu da bu. Çocuğu her gören sevecek öpecek.. Enfeksiyona davetiye apaçık.. Odası 1.katta olduğu için camdan görebiliyoruz, öpücük gönderiyorum utanıp yüzünü kapatıyor hemen zilli... Dil çıkartıyorum gülüyor sonra ellerini gösteriyor.. Serum hortumlarını çıkartıyormuş. Komple eline bantlamak zorunda kalmışlar..


En çokta sonda mavzusuna güldüm. Anne çalışıp tüm gün halam baktığı için herşeyi öğretmiş tabii..


Sondayı takmışlar bücürün çişi gelmiş
- ananee çiişşşş
- tamam yap kızım
- ananee çiiiiiişşş
- afferim kızıma bak söylüyor.. hadi yap bakalım
- çıkkaaarrrttt (yapışkanı göstererek..)
- tamam kızım yap çıkarıcam
- çıkkaaarrtttt (canıda yandığı için herhalde ağlaya ağlaya yapmış çişini)

Allah’a çok şükür iyi geçmiş ameliyat.. Her ne kadar 3 saat sürer bilgisi verilip 5,5 saat sürmüşsede şu an iyi durumda. Artık daha sağlıklı büyüyecek...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Kurabiye kalıpları buldum yine

Pazar öğlene doğru kalkında kahvaltı faslı uzadı.. Eeee sonrasında da evde oturmak olmaz. Cadde bizi bekler.. Yürüdük, baktık, yine ayakkabı aldım ve Şarap kadehlerimiz kırıldığı için yenilerini alalım dedik.

Paşabahçe'deyiz.. Müthiş kadehler var ama 1 kadehede 15tl veremem el insaf. yine kıracağım nasılsa :)

Gözüme hemen yan tarafta kutular ilişti bir baktım kurabiye kalıpları :)
kelebekli ve çiçekli olanlardan bir kutu attım hemen sepetime. Üst rafta büyük silindir içerisinde alfabe(45-TL), küçük silindir içerisindede rakam kalıpları (galiba 25-30-TLidi)var. Kurabiye kalıbı arayanlaaaarrr bilginize...

Arabalar, motorsikletler, yıldızlar, çiçekli kelebekli olanlar.. ne isterseniz.

Ps: Ben Şaşkınbakkal Paşabahçe'de gördüm.Diğer paşabahçelerde varmı bilmiyorum

Paşabahçe Mağazaları için tık
Paşabahçe Sanal Alışveriş için tık

Şarköy'deyken...

Geçen hafta Çarşamba akşamı gidip Cuma döndük. Nevra'nın yanında (tabii Cem kankamı unutmamam gerek.) keyifli 2 gün geçirdik. hatta ilk günü çok daha güzeldi çünkü denize girebildiğimiz tek gündü. Gerçi Elif ve Cem abi yağmura rağmen denizdeydi ama çok üşürüz diye biz gimedik. Yanımızda Teda faktörünü unutmuşuz. Tabiri caiz ise gök yere indi. Hatun kişisinde olan uğursuzluk bakii buna karar verdik.

Bizde çarşı içinde kurulan köy pazarından alışveriş yaptık. "Baaaçee" de yetişmiş domatesler, kavunlar, üzümler aldık.. Dönüşte Tekirdağ'da köfte molası verip Meşhur Tekirdağ rakıları aldım :)

Yapmadığımız çok şey kaldı aslında ama bir daha gitmek için sebepler oldu.

Bir sonraki gidişte,
  • Uçmakdere'ye gidilecek,
  • Mürefte Şarapları'ndan tadılacak mümkünse koli ile alınacak,
  • Cuma'yı bekleyip yine pazardan alışveriş yapılacak,
  • Bunları taşıyabilmek için tabiki bagajı büyük bir araba ile gidilecek,
  • Evde kırdığım tabakların yerine yenisi alınacak!



(Gecenin bir köründe böyle bir karşılama beklemiyorduk..Gülme krizine girince etraftaki insanlar bize bakıyordu)

Misafirdim halbuki ben...


Herşey için çok ama çok teşekkürler Canım...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Esti... Nereden¿ Büyükada ve Aya Yorgi'den...

Cumartesi temizlik sonrası çok yoruldum.. Akşam'da Ömür ve Teda bize geldiker gece 2'ye kadar oturup muhabbet etmişiz.. Pazar sabahıda 09:00'da nasıl uyandığımı hatırlamıyorum. Normalde öğlene kadar uyumam gerek :)
.
Hep beraber kahvaltıyı hazırladık. Kahvaltı sonrasında da Türk kahvelerimizi yudumladık.. Ömür ofisten arkadaşları ile Heybeliada'ya gidecekti 12:30 gibi bizden çıkıp Bostancu iskeleye indi. Bizde havuza gidecektik ama olmadı. Saatte 14:00'ü geçiyor.. "Kalk Byüküada'ya gidelim Teda" dedim. Duş alıp hazırlanıp bizde iskeleye indik :) 15:30 motoru ile Büyükada'ya gittik..
Meydana çıkarken seda büyük kornetleri görüp dondurma alalım dedi ama dönüşte alırız dedim. Bu sefer lokmacıyı gördü. ama dayanamadık lokma altık tabiii herzamanki gibi şerbetsiz tuzlusunu :)

Bisikletlerimizi kiraladık bir kimlik vererek.. Faytonlar vızır vızır... At kakası ve kokusu haricinde çok güzel bir yer :) evler, evlerin bahçeleri muhteşem.. 30.08.2009 tarihinde Nevra ve Yelda ile geldiğimden bu sefer Teda'ya ben rehberlik yapıyorum.. Efsane dizilerimden Hatırla Sevgili'nin çekildiği kulübü, Yesemin'lerin evinin önünde fotoğraf çektik. Elbette Ahmet'lerinde... Ama tadilat vardı evde. Dış cephede restorasyon yapılıyordu galiba...

Yolumuza devam elimde fotoğraf makinesi Teda'yı bisiklet sürerken çekiyorum :) Birbirimize gülüyoruz katıla katıla... Rahatsızsın sen diyor..

Yolu takip ederek Lunapark gazinosunun oraya kadar geldik. Ben ellerimi yıkadım ve istikamet Aya Yorgi Kilisesi ! Yavaş yavaş çıkıyoruz aşağıya inenler tip tip bakıyor.. Bir bayan "eminmisiniz kızlar o bisikletlerle bu sıcakta o yukuşu çıkmaya" diyor. Ürküyoruz tabii çok dik. Teda "çıkmayalım çok terleyeceksin zaten tiroid yoruyor fenalaşırsın" diyor. "yaaa delimisin yavaş yavaş dinlenen dinlene çıkarız inince dondurma yiyeceğiz buz gibi bunu düşün" diyorum. "Manyaksın sen" diyor. Bisikletle inen kıza "daha çok varmı" diyoruz. "yarım saat sürer bisikletle çıkmak hata 5kez oturdum çıkarken" diyor..
.
Biz ilk molamızı bir bankta verdik sonra güle oynaya yavaç yavaç çıktık bayağı.. Bir aile iniyor "daha çok varmı diyoruz" yine.. "yok az kaldı bakın kilise görünüyor" diyor. Ayaküstü muhabbet ediyoruz. "Gelmişiz bizde çok var sanıyorduk" diyoruz. Gülümsüyorlar.. Ellerindeki suyu bize vermek istediler çok terlediğimizi görünce.. İkimizde şaşırdık tabii beklemiyorduk hiç böyle birşey. Teşekkür ettik ve bisikletimizin sepetindeki suyu gösterdik :)
5dk.lık ciddi dik olan mesafeyi aştık be kilisenini önündeyiz.. Arkamızı döndük ki manzara muhteşem... İstanbul'u çok severim tatile bir yere gitsem 4.gün özlerim. bu güne kadar gelip bu manzarayı görmemekle hata etmişim dedim.

Bol bol fotoğraf çektik. Kiliseyede gireceğiz tabii. kapıda bir yazı "etek ve şal alabilirsiniz" şaşkın şaşkın bakıyoruz. İçeriden çıkan kadın Teda'nın şortunu gösterip böyle almazlar senin etek giymen gerek, sonra bana dönüp seninde şal alman gerek beni almadılar şal aldım buradan diyor. ben şalı sedada özenle seçtiği bir eteği aldı.. giymeye çalışırken ben kiriz halinde fotoğrafını çekiyorum o sinirler eteği çekiştiriyor :)
İçeride mumlar var inececik uzun uzun.. "Mumlar için gönlünüzden ne koparsa" yazısı dikkatimizi çekti.. Herhangi bir ücret yok! Zorlama yok! Biz iki mum aldık paramızı sandıkların içerisine bıraktık. Dileğimizi diledik :)

Dönüşe geçelim deyip bisikletleri aldık veeeeee aşağğğııııııı.... Yokuş aşağı inmek rüzgarı yüzünde hisstemek acayip zevkli :)

Küçüktur yolunu izleyip fayfonlara makas bile attım :))

Prinkipodan büyük boy külah dondurma alıp oturduk daha doğrusu sandalyelere yıkıldık.. Sonra bir porsiyon daha lokma yedik o sırada saate baktım ki 19:30 motorunu kaçırmışız :( Lokmacıya vapur kaçta dedim çıkartıp tarife kartı verdi ordan baktımki sadece 5dk.mız var ellerinize sağlık deyip teşekkür edip, koştura koştura iskeleye gittik.

Çok keyifli 5 saatlik ada turu süper oldu.. Hemde hiç hesapta yokken :)

Tek kötü tarafı sabah kalkması çok zor oldu..

Birde bir sonraki gezi de Heybeliada'ya..

İşte resimler...

Efsane dizimin çekildiği evlerden biri...



kilisede dileğimi dileyip mum yaktım...





Tarihi prinkipo dondurması :)