Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2018 Cuma

Gittim, Gördüm - Bozcaada



Vize bitti.. Euro aldı başını gidiyor. Yurt içi tatillere dönelim..

“Hadi gidelim” diyen birini hiç geri çevirmedim.

Perşembe günü konuşup “Gitsek mi?” diyen arkadaşıma Cuma öğlen bavul hazırlatıp saat 16:30’da yola çıkartan biriyim.. Gelip ofisten beni aldı direkt bizim eve.. Benim araba ile Tekirdağ üzerinden Geyikli feribot iskelesine gideceğiz..

Yolda bi kahve içtik, birde Ünal Peynircilik’te tost yedik hiç uzun mola vermeden çıktık yola devam ediyoruz… Aaaa yok yok Ayçiçek tarlalarında fotoğraf çektirmek için eziyet ettim biraz :) 

Tam gün batımı, muhteşem ışık, sarı ayçiçekler bir ben eksikmişim.. Tablo tamamlandı..

Gelibolu-Lapseki arasından geçiş yapalım dedik. Ben genelde Eceeabat-Çanakkale veya Kilitbahir – Çanakkale yapıyorum.. Bu sefer değişiklik olsun dedik. Demez olaydık. Böyle bir sıra yok! Yandex navigasyonda beni aradan çıkardı, tır sıkıştırınca yoldan çıktım adam yol verdi sıraya bildiğin kaynak yaptım kornalar filan falan… Baya abi olaylı yolculuk yaptık.

Gemi hareket etti yolculuk bitti ama gemiyi yanaştıramadı kaptan.. İki kez açıldı tekrar yanaştı. En az bir saat sırada kaybettik, yarım saatte geminin yanaşması ile gitti ve biz 00:00’da olan son Bozcaada feribotunu 40dk. ile kaçırdık. Ek sefer de yok.. (-ki yolda 3 farklı numaradan arayıp yoğun talep varmış gibi göstermelik hareketler yapmadık değil..)

Feribot gitmiş biz iskelede kaldık. Arkadaşım ile birbirimize bakıyoruz.. “Ne yapalım sabahlarız bizde” dedim.. Plajın cafesinde ikişer bir içtik tavla oynarken.. Söylememe gerek yoktur sanırım 2 mars 1 oyun ile tabi ki ben kazandım. Fenerium’dan Kemal Atatürk imzalı t-shirt’ine iddaya girmiştik.  

Saat olmuş 02:30 biz tuzlu fıstık kemirip bira içiyoruz.. Adam kapatıp gidecek gidemiyor çünkü tek feribotu kaçıran biz değiliz herkes oturuyor :)

Kalk gidip arabada uyuyalım dedim. Sığamadı koskoca arabaya aldı yorgan gibi havlusunu plaja gitti. Hayır bizde ki akıl arabada iki kişiyiz birer ceket, yelek, sweat filanda almamışız.. Hiç aklımıza gelmemiş demek ki.. Bende havlumu şalımı alıp gittim şezlonglarda uyuyacağız.. Yattık.. Tabii yine şezlong ta tek uyuyan biz değiliz.. Üzerimize çiğ yağıyor.. Ben “arabaya gidiyorum soğuk burası uyuyamadım” diyerek sıcak arabada uyuma keyfini çıkarttım. Aradan 2-3 saat sonra cam tıklatılıyor ki kapı açılsın üşüyenler gelsin diye.. Kıyamadım açtım kapıyı geldi ön koltukta kıvrıldı uyudu. Bense arkada yayıldım..

Sabah seslere uyandım.. Online feribot bileti alanlar konuşuyorlar şu sıra buradan giriş.. Sen işini garantiye al Pınar al biletini dedim telefondan bilet seçimlerini yaptım ödeme kısmına geldim, bir amca 07:00 feribotuna bilet kalmamış oğlum dedi duydum “o son bileti ben alıyorum amca” demedim :D
Feribot binişlerini sıraya göre alıyorlar. Siz işinizi garantiye alın biletinizi internetten alın..

Online bilet ve sefer saatleri için http://www.gdu.com.tr/ ‘yi ziyaret edebilirsiniz.
Feribotumuza binip adaya geçiyoruz.. Ada sokakları boş Selma Teyze’nin bağ evine gidiyoruz direkt.. Selma Teyze Arzu’nun İstanbul’dan komşusuymuş. Ellerinde büyüdüm diyor.. Arzu yolu tarif ediyor ve evi buluyoruz.. Sessiz sessiz girdik bahçeye kimse yok.. Uyuyan varsa da rahatsız etmeyelim dedik. Terasta duran şezlonglara bakıp “Ben yatarım kahvaltıya uyandır beni” dedim :)

Manzara muhteşem.. Bazen gözlerini kapatıp olmak istediğin yerde olmak istersin ya.. İşte tam olarak o manzaraydı.. Şezlonga uzandım ama uyuyamadım :) 10-15 dk sonra Selma Teyze geldi. Kısa özetlerle kahvaltımızı hazırladık hep birlikte. Nasıl nefes almadan nasıl yediğimi anlatmıyorum. Reçelleri efsane. Hepsini kendi yapıyor.

İnternette olumsuz yorumlar gördüm.. Pek inanamadım.. Ben memnun ayrıldım.. Tabii bu tamamen kişilerin beklentisi ile ilgili. Ben, bize veya konaklayan diğer ailelere karşı hiç olumsuz bir davranış görmedim.

İletişim bilgileri;
TENEDOS ASMA BAĞEVLERİ
Selma KIRBAŞ - 0532 294 1251

Kahvaltımızı yapıp hazırlanıyoruz.. Ayazma Plajı’na arkadaşların yanına gidiyoruz. Yer var ama şezlong en önemlisi şemsiyelerin hepsi dolu.. Arzu sandalyeleri alalım kızların şemsiyeye kaynak yaparız planlarıyla bense şu çantaları atalım denize girelim derdindeyim :)

Sandalyeleri almış gelmiş minnoşum. Kızların şemsiyeye çökerken yan şezlonglar boşa çıkınca oraya çöktük hemen. Biraz bilgi paylaşımı yaptık :) yan grubun sigara yakamama sorunun çözdü yedek çakmağını vererek canım arkadaşım..

Arzu kahvaltıyı hafif yapınca “ben öğle yemeğine kızlarla Vahit’in Yeri’ne giderim” dedi. “Ben uyurum çok yedim zaten kahvaltıda sen git” dedim. Biraz vakit geçince kızlarla yemeğe gittiler. Yan grup 5 kişi her biri birer posta gidip soğuk bira alıyor. Geri geldiğinde uyuyan varsa torbayı sallayarak şişeleri birbirine çarptırarak ses çıkartıyor arkadaşını uyandırıyor.. Sonra patırtı gürültü şakalaşmalar akşama kadar böyle devam etti. Ben elimde kitap ama dibimde oldukları için duyuyorum tüm konuşmaları.. Yine çakmakları kayboldu ve bulamadılar :) biri "istesene" diyor, diğeri "oğlum kız kitap okuyor böleyim mi şimdi" diyor.. Dönüp baktım ikisi de sırıtıyor :) çantadan çıkarttım uzattım..

“Yaa işte kusura bakmayın, böldük sizin keyfinizi de, kaybetti arkadaş herhalde bulamıyoruz” üç kişi aynı anda konuşuyor hangi birine bakacağımı şaşırdım.. Dördüncüsü sigara uzattı “kullanmıyorum teşekkürler” dedim. Bir diğeri bira uzattı laf lafı açtı tatillerden muhabbet sardı.. Sonra deniz gidenler, uyumayı seçenler oldu bende kitaba geri döndüm sonra bir ara uyudum.. 

Kaç saat geçti bilmiyorum Arzu geldi. Bildiğin küfelik.. Ne ara o kadar içmiş olabilir diye düşündüm. Bayağı içmiş.. “Ben bi denize gideyim soğuk iyi gelir” dedi gitti. Yan ekip yine yeni biraları almış bana da ikram ediyorlar soğuk kalması için çanta ile geldi.. Bu markada eşantiyon çantası normalde vermediklerini biliyorum çantayı nereden aldığını sordum. Büfeden geçici olarak veriyorlarmış. “İsteseniz de vermiyorlar” dedi. “Biliyorum aynı grupta, aynı binadayız” dedim ve pişman oldum.. Beşi birden soru yağmuruna tuttu. Hangi birine cevap vereceğimi şaşırdım.

O anda uzaklardan bi ses “Pinaaarrrr aşkiitooomm” nasıl bakış attığımı tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum.. Arzu’nun kızların ön tarafa geçtiğini bizde oraya gidelim demek için Belgin Doruk / Hülya Koçyiğit koşuşu ile bana doğru koştuğunu gördüm… Görmez olaydım.. Hemen müdahale edip onu yolladım. 

Bende toparlandım kızların yanına gittim. Akşam rüzgar güllerinin orada şarap keyfi için plan yaptık. Plajdan ayrılırken 5’li ekibin yanından geçiyoruz hepsinin birden dönüp bana “iyi akşamlaaarrrr” demesi sonra birinin “yarında buradayız”, bir diğerinin “yarın görüşürüz” demesi.. Arzu’nun bana bakışları ve “Lan sen bunlarla ne ara tanıştın?” diye sorması.. Benim dönüp “yaa biz yarın dönüyoruz İstanbul’a” demem ve hepsinin “Aaaa gidiyor musun?” yakarışları.. Bunların hepsi 60sn. de olanlar.. Arzu’nun kolumdan çekiştirip düş önüme diyerek çekiştirmesi ve sürüklemesi ikinci 60sn. içerisinde… :)

Bağ evine gidip duşumuzu alıp şaraplarımız,bardaklarımız, soğuk buzluğumuzla gün batımını izlemeye rüzgar güllerinin olduğu yere doğru yoldayız.. Mahşeri kalabalık, arabayı oldukça uzağa park edip yürüyoruz.. Evlilik teklifine şahit olduk :) hava bulutlu olunca gün batımının ihtişamını göremedik ama rüzgar güllerini arkamıza alıp fotoğraflarımızı çektik.. Karanlık çöktüğünde ayrıldık oradan.. Ekip eğlenceli olunca saatin nasıl geçtiğin anlamıyorsun..

Dönüşte akşam yemeği için Tayyare Pizza’ya uğruyoruz.. Üç tane kocaman pizza söyleyip yiyoruz.. Tek kelime ile efsane.. Mutlaka uğrayın derim.. (Sezon sonu kapatıyorlarmış Eylül ayında kapalı olursa şaşırmayın)

Merkeze iniyoruz çay kahve faslına geçelim dedik.. Çınaraltı Cafe’de kahve içelim dedik.. Bize denk geldi diye düşünüyorum kahve berbattı. Geri gönderdik yenisini istedik. Kötünün iyisi..

Hediyelik eşyalara bakıyoruz ben dağ kekiklerinden aldım yarın sabah daha fazla vaktimiz var diye.. Geç saatte artık uyuyalım diyerek bağ evine dönüyoruz.. Gökyüzü o kadar net, yıldızlar o kadar parlak ki büyük pufları alıp terasa kendimizi de puflara atıyoruz.. Daha önce yıldızları böyle izlememiştim. Muh-te-şem..

Sabah öğlene doğru uyandık yine enfes reçeller ile kahvaltımızı yaptık. Öğleden sonra toparlanıp limana gidip feribot sırası bekleyeceğiz. Sıraya girmeden alış-veriş yapalım dedik. Dolaştık kurabiye, zeytinyağı, şaraplarımızı aldık ben daha önce Asos’tan şile bezi gibi bir elbise almıştım. Bulursam yine alırım demiştim. 1-2 mağazaya baktım iki elbise beğendim kararsız kalınca almadım. Oysa böyle bir durumda ikisini de alırdım :) Neyse listemizi tamamladık otoparktan arabayı alıp sıraya gireceğiz.

Rezervasyonlu çalışıyorlar. Önerim; adaya gittiğinizde dönüşünüz için mutlaka iskelede rezervasyon yaptırın dönüşte kafanız rahat olsun. Biz yaptırmadan bahtımıza ne çıkarsa dedik kuyruğu görünce keşke dememiş olaydık dedik. 63. Rezervasyonsuz araç biziz. Saat 14:00 civarı. Feribot 60-70 araç alıyor, yarısı rezervasyonlu yarısı sıradan. Bu; bizim 3.veya 4. Feribota bineceğimiz anlamına geliyor.. 17:00 garanti diyorum (saat başı feribot olduğu için). Sıra zamanı geldikçe ilerliyor, Arzu yine kendine arkadaş buldu sandalyesini açtı oturup muhabbet ediyor :) (değişik bu yaa.. cidden değişik)

3 saat bekledik, feribota biniş sırasında artık 2.aracız. Saat 16:00 araç alımını kapattılar bizde arabayı kilitleyip çarşıya indik tekrar. Çiçek pastanesinden dondurma yiyeceğim aklımda kalmış :) ondan bundan 5 top aldım kız şaşkın şekilde bana bakıyor. “Bu bitsin yine alacağım kapının önündeyim” dedim. Güldü. Halbuki ciddiydim. Elimdeki bitti içeri girdim; Limonlu, Lavantalı (-ki Ef-sa-ne), Bal-Badem ve Böğürtlenli aldım. Feribot kalkış saati yaklaştı diye yavaş yavaş yürüyoruz. 3-4 sıra arkamda olan aracı görünce ek sefer koydular anlaşılan dedim.. (yoğunluğa göre yapıyorlarmış) Bizim sıra gelince yönlendirdiler 17:15’te hareket  etti feribotumuz. Eve dönüş yolculuğumuz başladı..

Yolda bol bol konuştuk. Dostum diye söylemiyorum çok çok uzun bir süre olmadı tanışalı Arzu ile 5 seneyi geçti ama çocukluk arkadaşım kadar yakınım diyebilirim. Her zor zamanda yardımınıza koşacak, en mutlu anlarınızı daha da mutlu hale getirmek için çaba gösterecek insanlar olsun istersiniz ya bir Arzu’nuz olsun derim. Nam-ı diğer “Duygusal Panda”

Biz “Lan gerizekâlı” ile kahkahayı basarak başlar “Lan iyi ki varsın”la bitiririz günümüzü. Ama harbiden “İyi ki varsın Zuzu”..

Hadi gidelim dediğimde tereddüt etmeden hadi gidelim dediğin için sonsuz teşekkürler..

1,5 günde Bozcaada’yı gezemezsiniz. Bizim ki bir delilikti zaten amacımızda “Aaaa bu olmadı, yetmedi bir daha gelelim” diye bilmek içindi.

Önerilerim,
  • Feribot biletlerinizi internetten alın,
  • Zamanınız varsa geze geze gidelim diyorsanız Tekirdağ üzerinden gidebilirsiniz ama tavsiyem Çanakkale – Biga yolu üzerinden gitmeniz.Direkt Geyikli Feribot iskelesine geçin
  • Tekirdağ yolundan gidecekseniz.. Gelibolu-Lapseki (çok yoğun, çok sıra oluyor), Eceabat-Çanakkale (çok yoğun), Kilitbahir-Çanakkale (tavsiyem bu olur 1.en kısa mesafe 10dk yolculuk sürüyor, 2.doldur-boşalt çalışma düzeni var, 3.özel şirket seferleri kendileri belirliyor. Dönüşte bu yolu seçtik)
  • Adaya inince dönüş için rezervasyonunuzu yaptırın.
  • Gitmeden önce belirlediğiniz restaurantlara rezervasyonunuzu yaptırın.
  • Ayazma plajına gidecekseniz erken gidin şemsiyesiz kalmayın.
  • Rüzgar güllerinde gün batımı için buzluğunuz şaraplarınız ve kadehleriniz yanınızda olsun. Şal/rüzgarlık almayı unutmayın ciddi esiyor..

Bozcaada’da,

Görün,
(Listemde olanları yazıyorum, hepsine gidemedim elbette tekrar gelmek için bir sebep olsun değil mi ama?)
  • Bozcaada Kalesi
  • Rum Mahallesi
  • Ayazma Manastırı
  • Şarap fabrikaları (bir sonraki gelişte gideceğim)
  • Polente Feneri ve Rüzgar Gülleri
  • Akvaryum Koyu ve diğer plajlar (bir sonraki gelişte gideceğim)


Yiyin;

  • Tayyare Pizza
  • Sandal Restaurant
  •  Vahit’in Yeri
  • Çiçek Pastaevi (Dondurma)
  • Veli Dede Fırını
  • Çınaraltı Cafe (kahvelerin kötü olması bize denk geldi sanırım söyledik hemen değiştirdiler, biz kahve içtik ama börkleri çok başarılıymış)
  • Rengigül Konukevi (Kahvaltı)
  • Shelter Coffee


Tadı damağımda kalan en kısa seyahatim oldu. Tekrarını bağ bozumuna denk getirip gitme planları içerisindeyiz.

Fırsat yaratıp gidin, pişman olmazsınız..




  











24 Mayıs 2018 Perşembe

Gittim, Gördüm - Paris


Oldukça gecikmeli bir yazı oldu. 2017 Ağustos’tan beri yazacağım..

Geçerliliğini yitirecek millerim ile Aralık ayında almıştım biletleri. Aldığımız biletler Brüksel gittiğimiz şehir Paris..

Asıl istediğimiz 1 gün Brüksel, 1 günde Brugge’de gezmekti. Brüksel’de yaşayan çocukluk arkadaşım siz gelin ben sizi gezdireceğim Brugge’ye de ben götüreceğim demişti. Tabi ki planladığımız gibi olmadı Selin’in eğitimi, arkadaşımın izin alamaması bizim planımızı tamamen değiştirdi. Önce yine aynı şehir için farklı tarihlere bilet bulamıyoruz ya dönüş uymuyor ya gidiş.. THY ofisindeki bayan sağ olsun onun önerisi ile Paris’e gidelim dedik :)

Seyahate 20 gün kala bilet değiştirip tüm planı yenileyenler olarak iki günde her şeyi revize ettik. Önce otel, sonra ulaşım, görülecek yerler, mutlaka gidilecek noktalar.. Hava durumu takibi de önemli günde saat saat değişen Paris havası..
İki gün kalıp döneceğiz diye kabin bagajlarımızla havalimanı yolunu tutuyoruz.. Kontroller, free shopta takılmalar, uçağa geçiş, anonslar ve yaklaşık üç saatlik uçuş sonra camdan Eyfel Kulesi bize merhaba dedi..

Merkeze en yakın olan Charles De Gallue’yi seçmiştim havalimanından ulaşım sorunu yaşamamak için. Sorunsuz iniş, pasaporttan geçişimiz sonrasında otele bavulları atıp şehri keşfe çıkmak istiyoruz.. Direkt şehir merkezine giden RER B treni bizim gittiğimiz gün çalışmıyor.. ( Her zaman şanslı olmuyorum tabi..) Bu sebeple, havalimanında çok sayıda görevli vardı. Her biri yardımcı oluyor, Paris’in ana tren istasyonu Gare Du Nord’a gideceğimizi anlatmaya çalıştık –ki zaten anladı bizi hemen.. Bilet almamıza yardımcı oldu sonra tarif ettiği gibi bir trene bindik iki durak sonra indik yine görevliler var ellerinde tabelalar ile yönlendiriyorlar.. Bu sefer otobüse biniyoruz.. Yaklaşık 20 dakika süren otobüs yolculuğumuz sürdü ve bizi bir tren istasyonuna kadar getirdiler. İnip Gare Du Nord’a giden trene bindik. Bu arada trene binmeden bize su ikram ediyorlar. (Şaşırdım.. Kim dedi Paris’liler snob diye? )

Biraz yürüyüp 9. Bölgede olan otelimizi buluyoruz. Eşyalarımızı bırakıp direkt sokağa atıyoruz kendimizi..

Otel Grevin Müzesi’nin yakınında, ilk keşfimiz sokağın köşesindeki Le Creme de Paris.. Enfes krepler yedik.. Sabah kahvaltımızı bulduk dedik.. Yürüyerek keşif benim tercihim olur. Çok yorgunsam ulaşım aracı kullanıyorum genelde. Mesela sadece Ressamlar tepesine çıkarken metro kullandık.

Sınırlı zamanınız varsa müzelerin açık olduğu tarihlere göre plan yapmanızı öneririm. Hafta sonu için gidiyorsanız çoğu yer kalabalık oluyor çünkü dünyanın en çok turistik ziyaret alan şehri Paris.

Hafta sonu kalabalık olur zaten çok sıra bekleriz Pazartesi müze gezeriz dedik. Gitmek istediğimiz Orsay Müze’si Pazartesi kapalıydı. Kapıdan geri döndük. Disneyland zaten ayrı bir plan isteyen gezi onu hiç katmıyorum J
Louvre Müzesi’nde ki sırayı ben bi Vatikan’da gördüm bir de burada.. İzdiham demek yerinde olur..

Eyfel Kulesi’ni hem gece hem gündüz görün derim. Biz gece şarabımızı alıp plastik bardaklarımız ile önündeki parkta oturup karşımızda ışıl ışıl parıldayan Eyfel Kulesi’ne karşı keyif yaptık..

Tekrar gider miyim?
Evet..

Çünkü göremediğim 3-4 yer kaldı.. ve tabi ki o muhteşem krepleri tekrar yiyebilmek başlı başına bir sebep..

Paris’te;

Görün,
  • Eyfel Kulesi (Hem gece, hem gündüz)
  • Montmartre
  • Sacre-Coeur Bazilikası
  • Louvre Müzesi
  • Arc de Triomphe (Zafer Takı)
  • Champs-Elysees
  • Notre Dame Katedrali
  • Lüksemburg Bahçesi
  • Jardin du Palais Royal
  • Concorde Meydanı
  • Escape Dali (Kapalıydı)
  • Opera Binası
  • Galeries Lafayette
  • Moulin Rouge
  • Pont Neuf (Sen nehri üzerindeki en eski köprü)
  • Orsay Müzesi
  • Pantheon
  • Versay Sarayı
  • Sen Nehri / Tekne gezisi



Yiyin,

  • Krep (Her köşe başında mutlaka görürsünüz)
  • Macaron
  • Cafe Bonaparte (Uğramayadım)
  • Le Relaise De L’Entrecote (Et seviyorsanız mutlaka uğrayın) 

Ek olarak kırtasiye, oyuncak dükkanları çok şahane. Vitrini renkli olan yolumun üstündeki her mağazaya baktım diyebilirim.

2.gidişimde mekan keşifleri için daha fazla zaman ayıracağım.

Arkadaşım Yaren'in notları inanılmaz işime yaradı. Paris'i bilen birinden destek almak çok önemli. Hele bu arkadasınız aynı zamanda tur rehberi ise.. Keşke imkanımız olsaydı da birlikte bir Paris turu yapabilseydik.. (İstanbul'da turlar düzenliyor bu arada.. İsmi Yaren TÜRKOĞLU Instagram : canyaren)











 
 



5 Aralık 2015 Cumartesi

Gittim, Gördüm - Prag


Beni bu leylekler yoldan çıkartıyor... :)

2014 yılında finans şirketimizin bir yarışması varmış, en çok kredi girişi yapan danışmanlar için ödül olarak seyahat organizasyonu olacakmış. -mış diyorum çünkü yarışmanın olduğundan bi haberim.. Eee tabii kazanmış olduğumun da.

Müdürüm "Hadi iyisin yarışmayı sen kazandın bir kaç şehir söyle birlikte gideceğimiz" dedi. Ben sıraladım.. "Monaco, Nice, Bordeaux, Portekiz..." görmediğim ama görmek istediğim şehirler. Gideceğimiz şehir Prag oldu. Orayı da görmedim iyi oldu diyorum.

Bizim bölgeden Tansu, Deniz ve Olcay ile gidiyoruz.. Sabah'ın 04:30'unda havalimanına gitmek için uyandım. Tansu önce beni sonra Olcay'ı aldı tam saatinde havalimanındayız.. Bu sefer uçağı kaçırma riskim yok!

Gidiş günümüz 12 Kasım. Müdürümün doğum gününe denk gelmesi süper oldu. 2gün thy ile uğraştım ama doğum günü pastasını ayarladım. 38.000feette doğum günü kutlamayı da biliriz...

Havalimanı ve şehir merkezi yaklaşık 20km kadar. Hiç uğraşmayın taksiye binin 50-60tl gibi bir rakam ödüyorsunuz.

Biz 25kişilik grup olduğumuz için otobüsümüz vardı.

Rehberimiz ile tanıştık. Bizi şehir turunda bir tepeden başlatarak şehir merkezine yürüttü. Güneş kaybolduğunda Prag soğuk bir şehirmiş bunu net olarak anladım.

Prag kuzeye yakın olduğu için soğuk bir şehir. Kalın mont şart. İlk 2gün hava güneşli 17-18 derece olunca sevindim rahat rahat dolaştık ama son gün 8derece oldu. DONDUM..!

Prag'ta ulaşım kolay, taksi, Tramvay ve metro her yere ulaşımı kolaylaştırıyor. Savaş'tan etkilenmediği için tarihi binalar hiç zarar görmemiş. Tüm ihtişamı ile göz kamaştırıyorlar. Hem gündüz hem de gece görmenizi şiddetle tavsiye ederim.

"€ bazı yerlerde kabul ediliyor ama mutlaka bir kısım paranızı Kron yaptırın."


Prag'ta

Görün,


  • St. Vitus Katedrali 
  • Astronomik Saat
  • Prag Kalesi
  • Karl (Charles) Köprüsü
  • Old Town
  • Tarihi Kule
  • Dans eden ev
  • Franz Kafka'nın evi (Bahçede işeyen adamlar var demedi demeyin)
  • Wenceslas Meydanı
  • Karlovy Vary
  • Granat Taşından yapılmış mücevherler (Karlovy Vary'de)
  • Havelske Trziste (hediyelik eşya pazarı)
  • John Lennon Duvarı


Yiyin/İçin,


  • Her türlü et (pek et sevmeyen ben bile yedim)
  • Patates (her türlüsü bol bol var haşlama, kızartma)
  • Trdelnik
  • Karlovy Vary'de kağıt helva - çok çeşit var biz fındıklı olanı seçtik (bizim kağıt helva ile alakası yok  beklentiniz yüksek olmasın)
  • Bira, Şarap

Bizim programımız belli olduğu için restaurant seçme şansımız olmadı, öğle yemeği için Mlynec Restauranttaydık. Karl Köprüsünü gören balkonu çok şahane.. Yemekleri de oldukça lezzetliydi. Tatlı enfesti..

Akşam da bir Brezilya restaurantına gittik. Ambiente Restaurante Brasileiro...! Et sevenler için şiddetle tavsiye ederim. Size bir kart veriliyor bir yüzü kırmızı bir yüzü yeşil. Masada yeşil renk açıksa sürekli et servis ediliyor, kırmızı renk açıksa servis verilmiyor. Ben açık büfeden salata, zeytin, suşi aldım. Sonra etlerin tadına baktım. Bizim ekip benim etleri de yedi :)

2.Gün Karlovy Var'ye gittik öğle yemeğini, Grandhotel Puup'ta yedik. Yine et vardı ben yemedim :) biraz salata yiyip, Tiramisuya direkt geçiş yaptım.

2.gün akşam Krcma U Pavouka'dayiz. Görsel showları ambians çok çok iyiydi.. Orta çağ zamanlarından konsepti hakim. Yemek için tercih etmeseniz bile bi görün derim.

Gece hayatına geleyim.. O yorgunluk üzerine gece kulübe gidip tepinemedim.. Yaşlanıyorum sanırım. İkinci akşam yemek sonrası çıktık James Dean Bar'a gittik. İki saat kadar kaldık ben sıkıldım başka yere geçelim dedim, Tansu ve Deniz ile çıktık diğerleri kaldı. Otele mi dönelim başka bir yeremi gidelim diye karar veremedik hadi otele gidelim dedim. Otele döndük.. Lobbyde hem laflarken son kalan kronlarımızı harcayalım casinoya gidelim fikri çıktı. gittik az kayıpla kumarda oynadım.

Sabah kahvaltı sonrasında, Segway turumuz vardı. Tüm şehri segway ile dolaştık.  2 saatte bitti daha önce Antalya'da otelde kullanmış olmanın faydası ile hiç çarpmadan turu bitirdik.

Son gün öğlen yemeğini İtalyan Restaurantı Kogo Ristorante Havelska'da yedik. Somon can'dir diyorum.. Tiramisu sevenler derneği kuracağım. İtalyan yemeklerini asla geri çevirmem...!


Unutmadan Karlovy Vary'de granat taşı Prag şehir merkezine göre biraz daha uygun fiyatta. Ben üç tane gümüş üzerine monte edilmiş taşlardan tasarlanmış kolye ucu aldım. Mağaza sahibi Türk :)

Ahmet YAZICI ve ortağı Mehmet GÜLER

BADE
Stara Louka 46
360 01 Karlovy Vary
Tel : +420 353 997 037
Mob : +420 776 441 061
E-Mail : m_guler61@hotmail.com


Kısa bir seyahat bile olsa tadı damakta kalanlardan oldu Prag... Tekrar geleceğim dedim...

Adresler ve fotoğrafları da ekleyelim.

Mlynec Restaurant
Novoneho Lavka 9 11000 Prague
Tel: +420 277 000 777
Web : www.mlynec.cz

Ambiente Restaurante Brasileiro
Na Prikope 22
Tel: +420 221 451 200

Krcma U Pavouka
Celetna 595/17 Prague
Tel: +420 224 829 110

Kogo Ristorante Havelska
Havelska 499/27
Tel: +420 224 210 259

James Dean Prague
V Kolkovne 922/1 Prague
Tel : +420 606 979 797




38.000 feet'te doğum günü kutlamasını da biliriz... 

St. Vitus Katedrali 


Karlovy Vary

 Karl Köprüsü
Dans Eden Ev 

Gece Old Town


Karl Köprüsü 

Selfie çekmek onun işi 

Deniz eksik diyecektim ama arkada kendine fotoğraf çekiyor

3'ü gülerken 1'i ciddi 

Mylnec'te Tatlı

Çakma Kağıt Helva 

Segway Turu'na çıkmadan 

 Instagram'da paylaşmıştım... Artık Gerisini yayalar düşünsün...


 

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Gittim, Gördüm - Munih ve Viyana


Leyleği havada gördüğümde babama söylemiştim. Bu yıl gezerim ben diye, o da "ev de durduğun mu var zaten?" demişti :)

Arkadaşım toplantı sebebi ile Münih'e gidecekti. "Biletini al gel nasılsa vizen var" dedi. Hiç ikiletmedim.. Rezervasyonları yapıp biletleme işlemlerini tamamladım 21 Nisan'da akşam üzeri Münih havalimanındayım.

Almanlar kesinlikle Türk'lere karşı farklı davranıyorlar...! Sormadığı sor kalmadı, Niye geldin, kaç gün kalacaksın, nerde kalacaksın, otele nasıl gideceksin, dönüş biletin nerde, buradan neden başka ülkeye geçiyorsun, neyle gideceksin, Viyana'da nasıl kalacaksın, vizen neden Yunan vizesi, giriş çıkışında ki damga silik olmuş... Problem çıkartmak için sormadığı kalmadı. Pasaport kontrolünden çıktığımda benim bavulum haricinde dönen sadece 2 bavul vardı.

Çıktım taksici Türk :) Sinem'i aradım ben taksiye biniyorum diye "taksiciyi ver oteli tarif edeyim" dedi. Sorun yok Türk zaten Ahmet getirecek beni" dedim. Kahkahayı bastı "Burada da Türk bulmuşsun hemen iyi hadi gel" dedi.

Yol boyu konuştuk. Ahmet, "abla burada hep böyle bizim yaşadığımız zorlukları anlatsak kimse inanmıyor" dedi. Hak verdim çocuğa...

Bavyera bölgesi biraz daha gelir düzeyi yüksek olanların yaşadığı bölgeymiş. Arabaların çoğu BMW ve Audi. Sonra VW geliyor. Milliyetçi memleket :)

Her taraf yemyeşil. Evler Legolardan yapılan evler gibi kocaman çatılar, büyük veranda ve bahçeli. Yollar düzgün, herkes kurallara uyuyor.

Otele gidip odaya eşyaları bıraktım. Yandex Pin iş başında. Sinem bana arkadaşları ile gideceği yerin adresini söylemişti. Haritam da gördüm çok kolay yerde. Kapıyı açıp içeri girdim baktım masa da oturuyorlar. Kaybolmadan gelmeme şaşırdılar tabi..

Kısa bir süre oturduk sonra hem benim söylediklerimi hem de onların söylediklerini Sinem tercüme etti. (Almanca mı öğrensem acaba? diyorum, sonra kendi kendime ulan yıllardır İngilizce öğrenemedin ne Almancası diyorum :))

Otele yürüyüp üzerimizi değiştirdik veeeee Münih merkeze gidiyoruz..

Bayern Münih maçı olduğu için sokaklar kalabalık biraz dolaşıp yemek yiyelim dedik ama her yer tıklım tıklım. Hard Rock Cafe de yiyelim dedik. Bira sudan ucuz diyorlardı inanmıyordum. Gerçekten ucuz :)

Yarın gelip şuraya gidelim buraya gidelim planı yapıp otele uyumaya gittik. Sinem yine toplantıya gidecek öğlen çıkacaktı.

Ben uyandığımda eşyaları topladım bavulları lobbye atıp kahvaltı salonunda soluğu aldım :)  Alman ekmekleri ve nutelllllaaaaa yayıla yayıla kahvaltı keyfi yaptım bahçede. Öğlen sinem geldi Allianz Arenayı görmeden şehir merkezine gitmeyelim dedik. "Abii adamlar yapmış" diyoruz ya kesinlikle yapmışlar. Tribün girişleri yolları otoparkları o kadar düzenli ki. Bizim olimpiyat stadından BJK maçı sonrası çıkışımız aklıma geldi. Kabuuusss gibiydi.

Munih'te,

  • Görün,
  • Marienplatz
  • Viktualienmarkt
  • New Town Hall (Neus Rathaus)
  • Allianz Arena
  • Hard Rock Cafe
  • İngiliz Bahçesi
  • BMW Müzesi (ben gitmedim zaman kısıtlılığı sebebi ile)
Özellikle bira ve pretzellerin tadına bakmadan dönmeyin.


Tren ile Viyana'ya gideceğiz. Aktarmaları ve saati kontrol etmedik ama en önemlisi biletleri almadık. Siz siz olun rahat davranmayın. Aynı gün alınan biletler için çok daha fazla ücret ödüyorsunuz. 1 kere mi geleceğiz dedik zaten yapacak bir şey yok moral bozmaya ise hiç gerek yok. Ücretini ödedik tren saatini bekliyoruz. Yaşasın selfie çıbııııı deyip bol bol fotoğraf çektik. Geyik yaparken VW araçların tren ile nasıl gittiğini gördüm "aaaaa limana gidiyor bu arabalar" dedim. Ne uzunmuş tren geç geç bitmedi vagon vagon min. 300-400 araç vardı sanırım.

Trenimiz geldi bindik. Bavullarımızı düşmeyecek bir biçimde yerleştirdik ikili koltuklara geçtik. Her durak bilgisi ve varış saati yazıyor ekranlarda. 2saat sürüyor neredeyse. Masalı dörtlü bir koltuk boşalınca hemen oraya geçtik. Biz zaten yolluklarımızı hazırlamıştık. Salzburg'a kadar Jägermeister'larımızla gıybetin dibine vurduk :)

Tren yolculuğu yapacaksanız mutlaka gündüz yapın etrafı seyrede seyrede gidin. Yeşilin her rengini görebilirsiniz. Evler lego evleri gibi çatıları kocaman verandaları müthiş. İmrenmedim değil :) 

Salzburg'ta tren değiştireceğiz. Hat numaralarını kontrol ettik 20-25 dk varken istasyonda ki hediyelik dükkanlara baktık ama her şey çok pahalı bir magnet 5€! dursun bir de kalsın dedim. Bizi Viyana'ya götürecek trenimizi beklemek için üst katta çıktık banklarda oturup trenin gelmesini bekliyoruz. Uzun bir istasyon biz en uçtayız tren gelip daha ileride hatta çok çok daha ileride durunca bavullarla koşmaya başladık :)

Trene bavullar ile birlikte kendimizi attık. Hemen hareket etti tren. Almanya trenine göre Avusturya trenleri daha konforlu ve en önemlisi Wifi var..! Bulunmaz bir nimet benim gibi internetsiz yapamayanlar için.

Tam yayıldık Sinem "Piiinn keşke kahve alaydık laaa" dedi. Cümlesi bitince bir fokurtu sesi ile Nespresso makinesi ile görevli geldi. Bizim mutluluk tarif edilemez.. Adama çok çok teşekkür ettik. Bize acımış olacak ki "makineyi vagonun sonuna bırakıyorum isterseniz yine alırsınız" dedi.

Hızlı tren 225km/h ile limitleri zorladı 2,5 saat kadar da Viyana'ya yolculuğumuz sürdü. Metin amca bizi istasyondan aldı eve gittik. Zennur teyzem  uyumamış bizi beklemiş :) yol yorgunu değiliz laf lafı açtı 3gibi uyuduk. Sabah'ta erkenden uyandık. Özge ve Masal geldi kahvaltı yaptık birlikte. Hasret giderdiler teyze yeğen. Ben Derin'i görmeden yapamam nasıl dayanıyorsun dedim Sinem'e. Çok zor oluyor işte dedi :(

Viyana muhtarı Özge kültür turunu hazırlamış. Şuraya gideceğiz, buraya gideceğiz şunu yapacağız. Hazırlanıp evden çıktık. Ubahn ile başlayacağımız noktaya gittik. Parklar, yollar çok ama çok düzenli. Yaşam kuralları da öyle. Kırmızı ışıkta yaya olsan bile geçemezsin 50€ cezası var. bisiklet yolundan yürüyemezsin bir bisikletli çarparsa suçlu sensin onunda cezası var..

Dolu dolu, bol kahkahalı 4 gün geçirdim. İyi ki de gitmişim. Dostum/kardeşim Sinem iyi ki gel demiş. Ne kadar teşekkür etsem az olur.

Viyana'da

Görün,

  • Stephansdom
  • Graben
  • Wiener Ringstrasse
  • Donauturm
  • Prater
  • Schweizerhaus
  • Kahlenberg
  • Hundertwasser Haus
  • Heldenplatz
  • Cafe Central
  • Schloss Schönbrunn
  • Riesenrad
  • Belvedere
  • Demel K.&K. Hofzuckerbacker

Yiyin
  • Figlmüller - Schnitzel
  • Schweizerhaus - Bira
  • 1516 The Brewing Company - Bira
  • Eis - Greissler - Dondurma (1.Sırada)
  • Zanoni & Zanoni - Dondurma (2.Sırada)
  • Cafe Central - Sachertorte + Melange (çeşit çeşit minik pastalardan tadın)
  • Restaurant Donauturm - Marillenkugel
  • Zum Scwarzen Kameel - Gulasch
Yine de gidemediğim yerler kaldı. Fırsat olurda tekrar gidebilirsek onları da detaylı olarak yazarım.


Fotoğrafları da ekleyelim bu yazıyı da tamamlayalım..

Ford Ka'mız ile yollar bizim.. 

Viktualenmarkt'ta "herkes mi bira içer?" dedim 

Marienplatz

A.Fitch hep en sevdiğim mağaza olmuştur :) 
Alex ve Maxi çok şekerlerdi.

 Sarı Tren, gelir geldi gidiyor gitti...
Yavrum şu arkadan gelen tren mi? Bizi ezer gider mi?

Trenimizi beklerken eğlenmeyi sizden öğrenecek değiliz..

O son Jagermeister'leri içmeyecektik. 

Salzburg'ta Viyana trenini beklerken..

Hiç uykum gelmedi ki benim

Hundertwasserhaus

Naschmarkt...   (Aperol Prosecco candır)

Özge ile Yeşili sev doğayı koru isimli çalışmamız

Parklar şahane.. Tertemiz.. 

Yaşasın selfie çıbıııı

Hiç tırsmam.. Aksine çok severim.. 

1516 The Brewing Company
(Tartışmasız biraları çok çok iyi)

Cafe Central.. Piyano eşliğinde ister yemeğinizi, isterseniz tatlınızı yiyebilirsiniz

Evin yakınında ki köprüden manzara

Minnoşum Masal'ım... (Gözlere bir maşallahınızı alırız)

7 Gece 8 Gün İtalya.. Araba ile Roma’dan Milano’ya… / I.Bölüm

  Zamanında yazmadığım için şimdi tüm seyahatleri arkası arkaya yazacağım.. * Oldukça uzun bir yazı bölümlere ayırdım  7 Gece 8 Gün İtalya.....