Greece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Greece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2018 Perşembe

Gittim, Gördüm - Sofya (Sofia)





Kimileri Doğu’ya gider kimileri Batı'ya…

Hayalleri gerçekleştirmek bizim elimizde ama doğru zamanı beklemek önemli.. Tüm kış annemin Doğu Expresi’nde gördüğü kareleri anlatması ile geçti. Hazır çalışmıyorken gidelim dedim ama bu seferde bilet yok.. Resmen karaborsa..

Tren yolculuğu yapmak istiyor ama yataklı vagonda.. Değişik bir annem var evet.. “Boşver doğuyu ben seni başka yere götüreyim” dedim.. Tren ile başka nereye gidebiliriz onu düşünüyor.. 

Vize randevusunu aldım, evrakları hazırladım, başvuru formuna imzasını alırken ne bu dedi tabii, 29 Ekim’deki tatili değerlendiririz vize alalım hazır olsun dedim.. Pasaportunu da aldım götürdüm vize merkezine verdim. Kız 4-5 gün sonra gelin dedi.. Kontrol ediyorum başvuru durumunu pasaport hazır bilgisi çıkınca ekranda gittim aldım.. 6 ay 12 günlük çoklu giriş vermiş yunan konsolosu :) Kadın emekli, sırtını devlete dayamış, tapuları da var.. Uzun süreli vize almaması için bir sebep yok..

Eve geldiğimde “Hadi haftaya Edirne’ye gidelim ciğer yeriz kurabiye alır döneriz” diye babam dünden razı, Seda’ya da söyleriz kızımı da alırız gideriz planında Sevim’ciğim..

Sofya'ya gitmiyor muydun Edirne nerden çıktı demeyin.. Anlatıyorum.. :)

Öğlene doğru yola çıktık pasaportlar benim çantamda.. Babamla Seda biliyor.. Edirne’de dolaştık biraz sonra Karaağaç köyüne geçtik. Babam Karaağaç köyünü çok seviyor “Keşke buradan ev alsak” bile dedi. O derece seviyor.. :)



Anneme de yolda anlattım. Babamlar bekleyecek bir sınırdan giriş çıkış yapacağız ki vizende Yunan damgası olsun dedim. Yürüyerek ülke sınırı geçecek pek bi heyecanlandı..

Pazarkule sınır kapısı girişine arabamızı park ediyoruz.. Yurtdışı çıkış pullarımızı alıyor ve yürüyerek yunan tarafına geçiyoruz..

Kastanies en minik köylerinden biri.. Nüfus herhalde 200 kişi filan ve genelde yaşlılar var. Yürüyerek köy meydanına geliyoruz hemen meydanda bulunan cafede frappelerimizi yudumlayıp biraz daha dolaşıp geri dönüyoruz. Bir saat kalmadan geri döneceğiz zaten geliş amacımız vizeyi Yunanistan’dan aldıysak ilk Yunanistan’a giriş çıkış yapmak (**).. 

Free shoptan kurabiye ve çikolata alıp Türkiye sınırına geliyoruz işlemlerimizi tamamlayıp arabaya atlayıp babamların yanına gidiyoruz..


** Vize uygulamalarında şöyle bir durum var. Vizeyi hangi ülkeden aldıysanız o ülkeden giriş yapmanız öneriliyor. Programınız değişmiş başka bir ülkeye seyahat etme durumunuz olmuş olabilir tavsiyem vize süreniz bitmeden vizeyi aldığınız ülkeye giriş çıkış yapmanız.. Vizeyi aldığınız ülke daha sonraki vize başvurularınızda “red” verebiliyor. “Daha önce benden vize almışsın ama ülkeme değil başka ülkeye giriş yapmışsın git şimdi vizeni oradan al” cevabını almak istemiyorsanız sicilinizi bozmayın derim. Tabii yine de tercih sizin..

Alışverişlerimizi yapıp akşam eve dönüyoruz. Araba kullanmayı seviyorum yol beni yormuyor. Eve gelince “Haftaya Cuma akşam ben iş çıkışı Küçükçekmece’ye gelirim sende bavulu alır evden çıkar oraya gelirsin” dedim. Annem anlamadı.. “Salı günü gidip tren biletlerimizi alacağım Tren ile Sofya’ya gidiyoruz” dedim. Çığlık kıyamet… :)

Bilet konusunu çok araştırdım. En garanti çözüm Sirkeci Gar. Halkalı Gar’dan da bilet satışı var ama gişe daha erken kapanıyor. Sirkeci 21:00’e kadar açık. (Yine de gitmeden arayın)

** Uluslararası tren biletleri web sitesi üzerinden satılmıyor maalesef..

Web Sitesi         : www.tcdd.gov.tr
Çağrı Merkezi    : 444 82 33

İş çıkışı Marmaray ile Avrupa yakasına geçiyorum. Direkt Sirkeci Gar içerisine çıkan kapı var. Gar girişinde sol tarafta ki gişeden uluslararası tren biletleri satılıyor. Tarihleri söyleyip ödemeyi yapıyor biletlerimizi alıyorum. (İki kişi gidiş dönüş yataklı vagon 750-TL. gibi bir rakam ödedim.)

Halkalı tren istasyonu halen inşaat aşamasında. Bölüm bölüm tamamlanmış. Araba ile gitmek çok akıllıca değil. Çevrede otopark yok. Araç park edenler vardı ama sanırım onlarda personeldi. Taksi ise en kolay çözüm.. Bu arada Sirkeci Gar’dan kalkan bir servis var. Biz eve daha yakın olduğu için direkt istasyona gitmeyi tercih ettik.

Biletlerimizi kontrol ettiler vagonumuza bindik. Kompartımanımız da iki yatak, mini bir masa olan dolap, içinde mini buzdolabımız, tertemiz poşetlerinde çarşaf ve yastık kılıfları var. Isı ve klima kontrolü sizin elinizde. Küçük prizler var sarj için ama sadece yataklı vagonda bulunuyor. Ben evden su ısıtmak için mini makine getirmiştim. Çayımız kahvemiz zaten var.. Yolculuk için hazırız..

Cuma akşam tam saatinde hareket ediyor trenimiz. Tıngır mıngır gidiyoruz.. Annem çok mutlu. Zaten bu her şeye bedel.

Çorlu’da yaşanan tren kazasından önce seyahat etmiştik biz L hayatımız pamuk ipliğindeymiş meğer.. Çünkü o güzergâh tek ve tüm trenler o raylardan geçiyor. Biz giderken de çok yoğun olmasa da yağmur yağmıştı L Yiyecek ekmeğimiz varmış daha dünyada diyoruz..

Allah hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabırlar versin..

Kaldığım yerden devam ediyorum.. Uyku moduna geçmiştik. Edirne’ye sınır kapısına geldiğimizde görevli polis ekibi tren gelince geliyor. Biraz onları bekliyoruz. Sonra sıra ile tüm yolcuların çıkış işlemleri yapılıyor. Ben yurtdışı çıkış harçlarını bankaya yatırmıştım. Dekontları gösteriyoruz gecenin o saati pul için koşturmak istemiyorsanız önceden bu işlemi yapabilirsiniz.

İşlemi biten trene kompartımanına geri dönüyor. Bense fotoğraf derdindeyim :)

Bu arada pasaportumda tüm yurtdışı çıkış damgaları tamamlandı. Uçak, Araba, Gemi ve Tren… Annem’in ise uçak ve gemi damgası kalmış onu söylüyor hemen.

Edirne’de daha uzun bekliyoruz çünkü TCDD’ye ait lokomotif ayrılıyor, Bulgaristan demir yollarının lokomotifi trene bağlanıyor. Bu işlem biraz uzun sürdüğü için zorunlu bir bekleme oluyor. Lokomotifler değişiyor biz hareket ederek Türkiye sınırını terk ediyoruz yavaş yavaş.. 

Bulgaristan sınırını geçtikten sonra yeniden pasaport kontrolü var bu sefer Bulgar polisi. Son derece itici ve kabalar. Zaten oldum olası Bulgarları sevmem. Trenden indirmiyorlar pasaportları toplayıp gidiyorlar yaklaşık yarım saat sonra geri getirip teslim ediyorlar..

Kontroller sonrasında tren yoluna devam ediyor.. Sabah Sofya’da gözümüzü açacağız..

Annemin uyandırması ile camdan manzarayı izliyorum.. Burası böyleyse Doğu Expresi’ni, Van Gölü Expresi’ni düşünemiyorum..

Tez vakitte planlama yapmalıyım diyorum..

Manzaraya karşı kahvelerimizi yudumlayıp kahvaltımızı yaptık. Tren perona yavaş yavaş yanaştı. Mini bavulumuzu alıp almama konusunda kararsız oldu annem en son alalım dedi. Görevliler bırakabilirsiniz isterseniz nasılsa akşam bizimle döneceksiniz dediler ama biz yanımızda kalsın dedi.

Tren garı ve şehir merkezi çok uzak sayılmaz “Yürüyerek mi gidelim taksiye mi binelim?” dedim. “Yürüyelim hem etrafı görmüş oluruz” dedi.

En fazla yarım saatte şehir merkezine gittik zaten. Hep söylerim şehri keşfetmenin en güzel yanı kaybolarak dolaşmak..

Bağdat Caddesi, İstiklal Caddesi gibi büyük birçok cafenin olduğu Vitosha Caddesi var. Ben gitmeden önce mekânları araştırmış 3-4 tanesini seçmiştim.
Şehri 6 saatte dolaşıp bitirebilirsiniz. Araba ile gelirseniz yakın şehirleri de listenize ekleyebilirsiniz. Cafeler de kredi kartı geçiyor fakat yine de yanınızda Bulgar parası Leva bulundurmak isterseniz gar içerisinde döviz bürosu var. Ben az bir miktar bozdurmuştum.

Tren yolculuğu için söyleyeceğim tek şey Mutlaka yapın.. Ben diğer alternatif güzergahları araştırmaya başladım bile..

Sofya’da,

Görün,

Alexander Nevski Katedrali
Vitosha Caddesi
Saint Nikolas Rus Kilisesi
Başkanlık Sarayı
Parlamento Binası
Aziz George Rotondası
Arkeoloji Müzesi
Ivan Vazov National Theatre
St. Nedelya Kilisesi
Banyabaşı Camii

Yiyin,

Made in Blue
Gelateria Naturale
Franco’s Pizza
Villa Rosiche (enfes tatlıları var içerisinde gül parçaları olan çikolatalı kek yedik)

** Börekleri ve hamur işleri satan pek çok dükkan bulabilirsiniz.
** Gülsuyu, gül ve lavantalı kozmetik ürünleri de oldukça ünlü alış-veriş listenize ekleyin derim.







 Anneler mutlu olmalı..


Alexander Nevski Katedrali 

Aziz George Rotondası 

Saint Nikolas Rus Kilisesi 


 St. Nedelya Kilisesi



Made in Blue 

Villa Rosiche


 Yooo yooo tabelayı sökerken yakalanmadım.. :)



8 Eylül 2017 Cuma

Gittim, Gördüm - Rodos (Rhodes)



24 Temmuz – 26 Temmuz 2017


(Domain ile igili sorunlar yazıları biriktirmeme sebep oldu..)

Yine upuzun bir yazı, bol plansızlık, bol eğlence, bol değişiklik içeriyor..

Yaz tatilimin bir haftasını yeni merak sardığım Kitesurf için ayırayım dedim. Daha önce ders alan arkadaşımda bize hafta sonu katılacak. Öyle planladık.. J

Arkadaşımızın aracı ile gidiyoruz ben sizi istediğiniz yere götürürüm benim arabayla gidelim dedi. Sabaha karşı yoldayız. Şansımıza trafik yok yollarda güzel yormuyor. Öğlene doğru Akyaka’dayız. Hemen pansiyonumuza bavulları bırakıp kendimizi plaja atıyoruz. Deniz Azmak Nehri ile birleştiği için bir soğuk bir sıcak. Akşama kadar yattık. Yorgunluk uzanıp yayılınca çıkıyormuş azizim..

Akşam yemeğimizi Pizza Fellas’ta yiyip, Assos Cafe’de kahvemizi içip, No:22’ye geçiyoruz. Halk dilinde Müco diyorlar ama bilenen adı ile Jabbar’ı dinleyeceğiz.. Biz bar kısmında takılıyoruz. Şişeleri çevirmeye çalışan barmen adayının kırdığı şişeleri, daha deneyimlisi olan Alex ile sayıyoruz.. Mayıs ayından beri takıldığım “Raf” şarkısını söyleyecek onu bekliyorum aslında J (en son söyledi programı bitirdi..)

Ertesi sabah yola koyulup Rodos’a gideceğiz. Planda yoktu öyle laf arasında konuşurken pasaportları yanımıza alalım giderken demiştik. Daha önce pasaportumun yanımda olmaması sebebi ile çok sevdiğim yunan adalarından birine geçememiş olmanın verdiği üzüntüyü yine yaşamamak için bu sefer tedbirliyim. Arkadaşıma da İstanbul’dayken hatırlattım yanına aldı.

Gece bavulları topladık Sabahın köründe minibüs ile yola çıkacağız oradan aktarma ile Marmaris merkeze gideceğiz. (Kesinlikle arabasız olmaz Muğla’da.. Bilsem işinin çıkacağını ben kendi arabam ile giderdim.) 1 gün kalıp döneriz dedik gidiş dönüş bilet aldık bilseydik onu da tamamen Rodos tatiline çevirirdik 3-4 gün kalırdık. Neyse biz moralimiz bozmadan tatilimize devam ettik..

İlginç şeyler yaşadım bir İstanbul’lu olarak ta çok şaşırdım. Bize merkeze giden minibüslerde “Marmaris” yazılı tabela var dediler. Bizde minibüslere ona göre bakıyoruz. Bir tane geldi bizim 20-25 mt. gerimizde durdu bende el işareti yaptım önümüzde durdu. “Amca biz Marmaris Rodos feribot limanına gideceğiz yakınından geçiyor musunuz?” dedim. “Gelin kızım gelin bırakırız” dedi. Minibüs dolu iki kişilik yer var, ben tam yolu öğrenmek için önde kaldım birde ücreti vereceğim. Daha önce de Marmaris’e gittiğim için biraz biliyorum ama tam olarak ineceğimiz yeri ve ücreti sordum. “ Ben sizi bankaların orda indiririm biraz yürürsünüz kızım olur mu?” dedi. “Olur tabii amcacım şeyy ücreti söylemediniz” dedim. “Ne ücreti kızım servis aracı bu” demesi ile amcanın ben iptal… “Aaaa E niye durdun amca” dedim. “Sizi yolda mı bırakacaktık?” dedi.. Yanımdaki kızlar gülüyor ben şaşkın suratla oyle kaldım.. Muğla insanı çok başka.. Gerçekten başka.. İnerken servisteki kızlara sordum bir çay/kahve parsı ver yeter dediler.. İnerken bin teşekkür ile parayı verdim “Olmaz olmaz çıkışları sonrasında ısrarıma dayanamadı “Allah razı olsun” dedi. Asıl Allah senden razı olsun tonton amca..

Feribot saatine vakit olduğu için biz sallana sallana yürüyoruz. Teknelere baka baka marina içinden geçip limandan biletlerimizi alıp pasaport kontrolü sonrasında feribottayız. İkimizde uyumuşuz. 1 saat sürüyor yolculuk ama o şekerleme ilaç gibi geldi.

Benim Yunanistan sevgim bir başka. 2.memleketin senin diyor arkadaşlarım. Her ay bir Alexandroupoli yapardım. Şu ara neden gitmiyorum bilmiyorum.. (tez gidile)

Rodos…

Oniki adanın en büyüğü, konumu itibari ile Doğu Akdeniz’in en önemli deniz yolu ticaret merkezi haline gelmiş, önce Roma daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiş 1309 yılında Tapınak Şövalyeleri fethetmişler. Osmanlı İmparatorluğu 1523 yılında Rodos’a girmiş Yunan halkı surların dışında yaşamak durumunda kalmışlar. O dönemden kalan cami ve hamamlar halen duruyor.. 1912 yılında İtalya, 1948 yılında resmen Yunanistan toprağı olmuş.

Unesco tarafından Rodos Antik Kenti 1988 yılında Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış.

Biz 1 gece kalacağımız için Türk bir abimizin yönlendirmesi ile Eleni ile tanışıyoruz. Tipik Rum kadını Eleni.. Sadece 1 gece kalacağımızı söylüyoruz o da zaten 1 odası olduğunu söylüyor. Görün sonra karar verin dedi. Taş ev (kendi evi de orada) ve taş oda gösterdi bize.. Bayıldık hemen ödemeyi yaptık üstümüzü değiştirip direkt sokağa fırladık..

Bir günlük planda eski şehri gezebileceğimizi diğer bölümleri araç/motorsiklet ile gezilebileceğimizi çözmemiz uzun sürmedi. J Sokaklarda kaybola kaybola dolaştık Elli Beach daha yakın olduğu için orayı seçtik.

Deniz tuzlu tertemiz, plaj çakıl, şezlonglar minderler plajda takılanlar şahane.. Kız arkadaşlarımdan çok dua aldım. En son gelen superman ile kapanış yaptım..

Akşam yemeği için iki restaurant seçtik ikisinden hangisini beğenirsek ona gideceğiz. “Tammam” ve “Koukos” (ikisi de muhteşem..)

Yorgunluktan ölmeden uyumayı tercih edip çok geç olmadan pansiyonumuza döndük. Ertesi gün akşamüzeri dönüyoruz diye bavulları alıp Eleni’ye verdik. 17:00’de feribotumuz var..

4-5 saatimizi yine Elli Beach’te bu sefer Ronda’nın plajında değerlendiriyoruz. Mekan yıkılıyor..

Bir sonraki Rodos seferimde yapacaklarımı ayrıca yazıp dönüşe geçiyoruz. Ben Dalaman’dan İstanbul’a arkadaşım İzmir’e geçiyor. Yalnız uçağa yetişmemin pasaport kuyrugunu görünce imkansız olduğunu anladım.. En sevimli halimle liman polisine gidip "Çok özür dilerim bu sıra ne kadar sürer uçağım var yetişemeyeceğim sanırım" dedim. "1 saat sürer siz benimle gelin"dedi. Adamı takip ediyorum başka bir kapı açtı, çıkış kapısından kırmızı şeritleri açtı bizi başka bir bölüme aldı pasaport polisine "Hanımefendinin uçağı var saati çok yakın öncelik verelim uçağını kaçırmasın" dedi. Diğeride "tabi ki buyrun geçin" dedi. Pasportlarımızı alıp gitti işlemleri yaptırdı 2 dk.sonra geri geldi. Nerdeyse 300 kişi hatta daha fazla olabilir beklemeden işlem yaptırdık. Defalarca teşekkür ederek ayrıldık limandan...

Muğla'yı ve Muğla halkını çok seviyorum...


Kısa ama bol değişkenli bol şaşırtan tatil oldu..

Rodos’ta;

Görün,

Old Town
Rodos Kalesi
Şövalyeler Caddesi
Arkeoloji Müzesi
Elli Beach
Ronda Restaurant Bar
Koukos Restaurant (Yemek yemeseniz bile görüntüsü şahane)


Lindos Beach (Göremedim 2.kez geldiğimde mutlaka gideceğim)


Yiyin,

Koukos Restaurantta’ta Jumbo Karides
Tammam Restaurant’ta (Vedat Milor onaylı) Tatlıları ve şarapları şahane yemekler için yorum yapmıyorum pişman olan yok,
Davinci – Artisan Gelato’da Dondurma,
Kahvaltı için pastaneler ve yiyecek çeşitleri oldukça falza..

SLR makinemi yanıma almış olsam da Iphone7 Plus’ta güzel kamera varmış..

Tekrar geleceğim Rodos…










18 Haziran 2017 Pazar

Gittim, Gördüm - Kavala, Xanthi (İskeçe), Alexandroupoli (Dedeağaç)



Artık memleket diyorum arkadaşlarım anlıyor. Bu sefer kuzenim ile gidiyoruz. İlk yurtdışına çıkışı olduğu için kısa süreli ve tek girişli olarak çıktı vizesi. 

Şubat ayında gittik ama buraya da not etmeden duramadım.

Sabah 06:30 gibi yola çıktık. İpsala sınır kapısı üzerinden Kavala'ya kadar gideceğiz. Büyükçekmece' den İpsala 3,5 saat sürdü. Normal hızda ve bir mola ile.. Radarları çoğaltmışlar dikkat edin derim.

2 saat kadar sonra Kavala'daydık. Kavala'da şehir merkezinde dolaştık daha önceden defalarca geldim evet ama her gelişimde ayrı yer keşfettim. Şimdi bir kurabiyeci ve kahve dükkanı buldum enfes kahveleri var. İki paket kahve aldım demleyerek içiyorum.

Kuzenim ile gezilecek / görülecek yerleri tekrar gezdik. 2,5-3 saat kadar dolaştık sonra dönüş yoluna geçtik Xanti'ye doğru..

Kavala'da;

Kurabiye için Marmelo, (Sahilde arkeoloji müzesinin karşısında)
Kahve için Kafetopio Coffee Roastery 

** Cumartesi gününe denk gelirseniz sahilde halk pazarı kuruluyor.

Xanthi / İskeçe

Tipik üniversite şehri. Meydanda hep etkinliklere denk geliyorum. Şehrin tepe bölgesine doğru bir sürü cafe mevcut. Arabayı bi sokağa parkedip bir cafeye çöküyoruz. Yorulmuşum yahu.. Frappelerimizi yudumlayıp soluklanıyoruz. Moladan sonra istikamet Alexandroupoli..

Yalnız dönüş rotamızda yo üzerinde bir yer daha olduğunu gördüm. Porto Lagos.. Deniz üzerinde bir kilise. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri bence. Fırsat yaratıp kesinlikle uğramalısınız.

Alexandroupoli.. Benim memleket desem yeri var.. Nasıl seviyorum bilemezsiniz. Her fırsatta günübirlik bile olsa gidiyorum.

Sokak sokak dolaştık. Frappeye filtre kahveye doyduk. Akşam yemeği için efsane mezeleri balıkları olan Aya Yorgi Tevena'yı seçiyorum her zamanki gibi..

Kalamar, Ahtapot, kabak cips ve roka salatası vazgeçilmezim. Bir sürü meze söyledik Ouzo eşiliğinde keyfimize diyecek yok..

Hafta sonu gidecekseniz özellikle yaz sezonunda rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

Yazın Ocean 6 Beach'tende faydalanabilirsiniz.

http://www.aigiorgis.com

Telefon : + 30225510-71777

Hava kararmaya başlayınca yavaş yavaş yola koyulalaım free shopta alacaklarımızı alıp eve gece yarısı döneriz dedik. Alışverişten sonra gümrükte kontrol yapılıyor ya.. Benim aracı hiç aramıyorlar :) 

Keyifle bol bol dedikodu yaparak eve vardık..


Kavala Liman


Porto Lagos



Aya Yorgi Restaurant









7 Ocak 2016 Perşembe

Gittim, Gördüm - Kastanies



Yine bir Yunanistan macerası yaşamadık değil. Bizim tatil planlarımızda vize sorunları bitmez. 

Fulden Ablam ve benim vizelerimiz çok girişli ve Yunanistan konsolosluğundan alındığı için sadece giriş çıkış yapmamız yeterli ama Selin'in vizesi sadece 2 girişli olarak verilmiş, ilk hakkını yazın kullanmıştı. 2.hakkınıda tatilimiz için kullanacaktı. 

Hesapta olmayan, şirketin düzenlediği bir organizasyona daha katılacağı için mecburen yeni vize başvurusunda bulunması gerekli ve yunan vizesini kullanması gerekli. Tarih aralıkları da çok yakın olduğu için tatilimiz için başvuru yapacağı zaman yeterli olmayacaktı.

Extra dip not olarak; vizeniz varken başka bir ülkeden vize almak isterseniz. Vizede giriş-çıkış damgası varsa iptal edemiyorsunuz. Vize süresinin bitmesini beklemeniz gerekli.

Arkadaşımın ki gibi durum olabilir. Örneğin Herhangi bir schengen ülkesinden 2 girişlik vizeniz var tarihleri 10.01.2016-10.03.2016 diyelim. Bu süre zarfında ülkeye hiç giriş yapmadıysanız vizeyi iptal edebilirsiniz. Bir girişi kullandıysanız 2.girişi de mutlaka yapmanız şart yoksa vizeyi iptal edemezsiniz. 

Örnek tarihlere göre ilerleyelim ilk girişi 20 Ocak’ta yaptınız, 2.girişi de 5 Şubat’ta diyelim. Vize tarihiniz 10.03.2016’da bitiyor. Yeni bir başvuruda evraklarınızı teslim ederken konsolosluğa mutlaka durumu belirten bir açıklama dilekçesi yazmanız gerekli. “2 girişlik vizemi kullandım fakat devam eden geçerlilik süresinde yeni başvuru yapabilmem için durumu bilgilerinize sunarım” gibi..

Salı günü öğlen yemeğinde Behzat “akşam Edirne’ye gidelim orda sınırdan geçeriz” dedi. İş çıkışı 2 saatte Edirne’ye gidecektik sözde böyle bir sis yok. 2 mt. görüş mesafesinde sorunsuz ulaştık. Arkadaşının Restaurantı’na gittik açlıktan ölmeden mangalda ekmeklerimiz kızarttık, mezelerimiz geldi, köftelerimiz etlerimiz... Tokluk gülümsetiyor azizim… :) çok yediğimiz doğrudur!

“Trakyalı insan candır” dedim. Samimi, içtenler.. Behzat’ in arkadaşları da aynı bizler gibi. Hiç yabancılık çekmedik/çekmediler.

Hayat her şekilde güzel ama gülerken daha güzel…

Saat 22:00 gibi artık kalkalım kapıdan giriş çıkış yapalım dedik. Kar tam olarak erimemiş yollarda. Hafif patinajlar ile sorunsuz huduttayız. Evraklar ve pasaport kontrolü sonrasında 700-800 mt sonra yunan sınır kapısı. Yine pasaport kontrolleri yapılıyor, onayları aldıktan sonra gece karanlığında çok net göremesek de evler iki katlı tek katlı olarak sıralanıyor. Meydan var ama küçücük :)

2 tane açık olan kafe vardı. Bir merhaba deyip kaçıyoruz biz. Zamanımız yok eve dönüşümüz gece yarısı olacak. Sis/Buz riske girmeyelim izinli olduğumuz gün sabahtan geleceğiz. “Kesin Bilgi”

Kastanies Edirne Karaağaç'a sadece 4km uzaklıkta küçücük Yunan köyü. Orestiada kasabasının köyü. Yunanca: Καστανιές, Türkçesi "kestane".. Evet bildiğimiz Kestane :) Nüfus 1.000 civarlarinda.

Köye giriş yolu üzerinde küçük lokantalar var çoğu Türkçe yazılarla tabelalara sahip mönülerinde de Türkçe yazılar var. Tez vakitte tekrar geline. 

Her yıl Temmuz ayında Ardas Festivali düzenleniyormuş. Bekle bizi 2016…


Sisli yollar

Dağ gibi duranı istemez ah sever kalp kardan adam 


Belki şurada mangal vardır, yanına mangal sevenleri çizelim..


Kalispera

1 Mart 2015 Pazar

Yine yeniden Aleksandroupolis



Durmuyoruz..

Ekip büyüyor.. Hadi gidelim diyoruz gidiyoruz... Çantalar kapı eşiğinde bekliyor evet :)


Benim araba ile gidecekken yola çıkacağımız gün başka araba ile gidiyoruz diyorlar. Peki diyorum şaşkın şaşkın. Niye ki yani şimdi dizel araba uzun km. filan falan..

İşten çıkıp eve gidiyorum arabamla 15dk.sonra "yaklaştık in hadi" diyor Behzat. Arabayı ve direksiyonda Polat'ı görüyorum ve niye onun arabayla gittiğimiz anlıyorum :)

Benim araba zorlasan max 199km yapıyor. S3 ile kı-yas-la-na-maz...!

2 saat sonra sınır kapısındayız.. Sigortayı yaptıracağız Behzat işlem yaptıran adamın kaybolmasını fırsat bilip gişeye geçiyor, evrakları uzatacağı sırada adam geri geldi "pardon ben işleminiz bitti sanmıştım" diyor biz gülüyoruz.(buna daha sonra yine güleceğiz yazacağım) işlemleri Alper ve Polat devam ettiriyor biz kankamla çıkış pulu almaya gidiyoruz. Kontroller yapılıyor hoopppp Yunanistan sınır kapısındayız. Nöbet değişimine denk gelmişiz bir 20-25 dk bekliyoruz. Sonrası 50km'lik yol. Bir ara öyle bir dalmışız ki makaraya Alper "asfalt asfalt.. kaçırma bence" diye Polat'ı uyarınca anladık. Yol kaymak gibi dümdüz.. Hakkını vermek lazımmış. Adam pilot zaten. söyleyecek sözüm yok...

O kadar çabuk geçti ki arkada muhabbet ederken anlamadım bile bi baktım şehir merkezindeyiz. Otel geçip Kristin ve Taniel ile buluşuyoruz ordanda Aya Yorgi Restaurant'a gidiyoruz.

Kapıdan içeri girdik masaya yürüyorum bi adam bize bakıyor :) sırıtıyorum...
"aaa Behzat sigorta yaptırırken sırasını kaptığın adam" diyorum.. adamda gülüyor :)

Hava güzel, mezeler, şaraplar, ouzo dostlar... Daha ne olsun?

01:00 gibi çıktık otele döndük. Hani kumarhaneye gidecektik bizzzz?

Sabah daha doğrusu öğlen uyanıp kahvaltı yapar birer kahve içer döneriz dedik. Aleksandroupolis küçük bir yer. Çok fazla yapacak bir şey yok. Kahve içilecek mekanlarda tıklım tıklım dolu. Biz dönelim dedik. Yolcu yolunda. 14:00'te çıktık yola.. 267km/h ile fonda Ayşe Hatun Önal'ın Güm Güm Güm güzel oldu dönüş yolu sınır kapısına kadar :)

Kısa bir alışveriş molası ile eve döndük.

Karar aldık tekrarı Selanik olsun dedik. Tez vakitte olacağı kesin. Bugün showroom önünde dururken leylek sürüsünü havada gördüm oradan biliyorum :) bol bol gezeceğim..








Not : Denize girmek için mutlaka Makri bölgesini tercih etmek gerekliymiş. Aya Yorgi Restaurant'ın bölgesi en güzel denize sahip.




26 Ocak 2015 Pazartesi

Gittim, Gördüm - Selanik / Thessaloniki - Kavala

Çok gezmedim hayıırrr...

Bu Kasım 2014 için planlanmış bir geziydi. Anneciğim çok istiyordu Atatürk'ün evini görmeyi onun için gidelim demiştik. ETS Tur ile kısa Yunanistan turu bizim için ideal dedim. (Daha önce aynı tur ile gittim biliyorum.)

Bir gece Selanik'te konaklama ertesi gün dönüş. Her şeyimiz hazır pasaportlar, vizeler hazır ama tura yeterli katılım yok :( bir kez erteledik bir kez de iptal ettik.

Kısmet 2015'eymiş dedik.

2012 yılında gittiğim tur rehberi (tur bitiminde arkadaşım oldu o ayrı) ile tekrar aynı turdayım. Cuma gecesi yola çıktık. Yenibosna Kültür Üniversitesi Otoparkı'ndan Otobüs bizi aldı. Rahat koltuklar, kişisel mini monitör, ikramlar vs. rahat bir yolculuk ile 01:30-02:00 gibi sınır kapısındayız. Pasaport kontrolleri sonrasında ise Yunanistan sınır kapısında.

İlk defa parmak izi verip ülke dışına çıkacaksanız mutlaka sizden giriş yapacağınız ülke parmak izi alıyor. Otobüsün yarısı aşağıya inmiş :)

Ben daha önce geçiş yaptığım için parmak izi almıyor benden. Anneme yardım edip onayları pasaportuna basıyor yunan polisi. Tüm işlemleri tamamlayıp yola devam ediyoruz. 4-5 saatlik yol var daha. 3 saat kadar uyuyup yağmurun şiddeti ile uyandım hostes koltuğuna geçip şoför ile muhabbet ettik çok komik çocuk. "Bizdensin beyaaaa" dedi. Trakyalı insanlar samimidir...  :)

Selanik'e 120 km kala mola veriyoruz. Annem çay bende filtre kahve içiyoruz. Tekrar yoldayız.. Rehberimiz Sahir, bilgileri aktarıyor. Kısa şehir turundan sonra serbest zaman verip öğleden sonra otele geçiyoruz.

Serbest zamanda caddeleri gezdik. Akşam yemeği için rezervasyonumuzu yaptırdık. Dinlenmek için Plaisir'e oturduk. Pastane de her şey mükemmel. Hizmet, kahve, pastalar, kekler, kurabiyeler... Kahve sevmeyen annem bile bayıldı kahvelerine! O derece!

Frappe meşhurdur ama ben filtre kahveyi tercih ettim :) Hemen her cafede bulunur. Daha once geldiğimde içmiştim süt kullanmadığım için şeker koyuyorum ama tadını değiştiriyor. Damak zevkinize uyarsa afiyetler olsun :)

Buluşma yerine sahilden yürüyerek gidiyoruz. Cafeler tıklım tıklım... Annem "ne güzel bak her yer kalabalık cumartesi bu saatte" diyor. "Sen birde akşam gör buraları" diyorum.

Otele dönüp 2saat dinleniyoruz. Sevim'ciğim yürümeyi sever ama o kadar saat yolda koltukta otur birde 2-3 saat yürü.. Kadın yoruldu..

Akşam yemeği için hem Murat abimin hem de yunan müşterimin önerdiği restaurantta yemekteyiz. Rezervasyonumuzu daha önce yaptırmıştık. Deniz mahsulleri yiyeceğiz elbette. Mutfakları çok ama çok başarılı.

Baby kalamar, kabak cips, narlı cevizli portakallı salata, çeşit çeşit meze, balıklar... Şaraplarımız.. çatlamaya ramak kala var ya heeehhh! işte ondan!

Bir rest.daha önerdi Murat abim. Tsimiki caddesi sonunda Astoria otele sırtınızı verin. 30 mt ileride sağda küçük bir rest. var. Yemek için orayı da tercih edebilirsiniz. Fiyat biraz daha uygun olur. İsmi "Oyzepi To Nuoi"

Kısaca sıralayalım o zaman bir önceki yazı gibi..

Selanik'te,

Görün,

  • Selanik Tepesi,
  • Beyaz Kule,
  • Döner Kule (TV Kulesi)
  • Aristoteles Üniversitesi,
  • Alaca İmaret Camii (İshak Paşa Camii)
  • Yedikule Hisarı,
  • Aziz Dimitrios Kilisesi
  • Yeni Camii
  • Atatürk'ün Doğduğu Ev
  • Aristoteles Meydanı,
  • Rotonda

Yiyin,

  • Plaisir'de pasta/kek/kurbiye/tatlı ve kahve
  • Tepkevhne'de paskalya çörekleri, pasta  (çikolatalı paskalya çöreklerine vuruldum..!)
  • 7 Thalasses'te deniz mahsulleri, kabak cips, deniz mahsullü pilav (şehrin en iyi restaurantı ve biraz pahalıdır. Öncesinde gidip bakın derim.)
  • Sinatra'da şarap, atıştırmalık (gece ilerleyen saatlerde biraz daha müzik sesi yükseliyor)

Adresler;

Plaisir
Aristotelous Square 9 Mitropoleos, Thessaloniki 54624
Tel: + 30 231 027 7444

Tepkevhne
Aristotelous Square Mitropoleos, Thessaloniki 54624
Tel: +30 231 027 1148

7 Thalasses
10 Kalapothaki Street, Thessaloniki 54624
Tel: +30 231 023 3173

Sinatra
Mitropoleos 20 & Komninon, Thessaloniki 54624,
Tel: +30 6936895243

Sabah dönüş yoluna geçiyoruz. İstikamet Kavala... Benim sevdiğim 2.şehir.
Mehmet Ali Paşa konağı  ve heykeli var, ayrıca imareti de.. İmaret şimdilerde otel olarak işletiliyor. Mehmet Ali Paşa'nın annesinin mezarı Kavala'da kendi mezarı ise Mısır'da. Konağın kapısında da Mısır bayrağı var. Osmanlı'ya hala karşılar..

Kavala'da öğlen yemeği molamız da var ama Sevim'ciğim "balık yemek istemiyorum tokum gezelim" dedi. Kayalıkların oraya merdivenlerden indik, ufaklıklara bileklikler, arkadaşlarına magnetler aldı. "Dönerken kurabiye alalım bak, gün yapıyoruz ya orda ikram ederim" buyurdu. Alacağız mecbur..!

Yemek yiyenler sahilde ki yan yana olan balık restaurantlarında yemek yediler. Biz yemek yemediğimiz için bir şey yazamayacağım ama tavsiyem mutlaka menüyü ve hesabınızı kontrol edin. yanlışlıklar olabiliyor.

Sırasıyla, İskeçe,Gumülcine ve Dedeağaç ziyaretleri ile (şehrin içinden geçiyoruz) sınır kapısına geliyoruz. Pasaportları verip yunan polisi onayı ile freeshopa geçiyoruz. Babam ouzo istedi. Arkadaşı getirmiş ama o marka güzel değil. En iyi ouzo Barbayanni'dir. Yeşil ve Mavi renkte. Yeşilin alkol oranı daha az Mavi'nin daha fazladır. Seçim yapacaksanız bu markayı alın derim.

Türk sınır kapısına gelince aracı x-ray cihazına alacaklarını söyleyip hepimizi özel eşyaları alarak araçtan indiriyorlar. 1 saat kayıp ile İstanbul'a dönüyoruz.

Kısa ama tatlı yorgunlukla biten Selanik turu annemi çok çok mutlu etti.

"Vizen bitmeden bir de Paris yapalım Sevim'ciğim diyorum", "yok artık daha neler" diyor :)

Kalimera

Beyaz Kule

Aristoteles Meydanı
(Gece daha güzel)

Biz Plaisir'deyken mutluyduk..

Tatlılar şahane...

7 Thalasses
(Tartışmasız şehrin en iyi Restaurantı)

Tepkevhne
(Cam da fonda annem de var :) )

Kavala kayalıklar
(iniş iyi de çıkış bitiriyor)

Bu kapıda kendimi buldum biraz. 
Duvarların sıvaları dökülmüş ama hala ayakta. Temeli sağlam belli ki!
İki asma kilit var kapıda. İkisi de kilitlenmiş.
Geçmişi kapatmışlar.. Bir daha açılmayacak..




7 Gece 8 Gün İtalya.. Araba ile Roma’dan Milano’ya… / I.Bölüm

  Zamanında yazmadığım için şimdi tüm seyahatleri arkası arkaya yazacağım.. * Oldukça uzun bir yazı bölümlere ayırdım  7 Gece 8 Gün İtalya.....