25 Aralık 2018 Salı

Gittim, Gördüm - Lavanta Kokulu Köy - Salda Gölü - Kaş



Yurt içi tatillere devam ediyorum elbette..

Geçen yazdan konuştuk birlikte bir tatil yapalım diye.. Ramazan Bayramı’nda gitsek mi dediler ben dahil olamam dedim. İkisi atlamış arabaya gitmişler..

Kurban bayramı 9 gün tatil o zaman gidebilirim zaten yıllık iznim yok mecburen o tarihlerde tatil yapabileceğim dedim. Görünürde yine birlikte gidiyoruz ama tabi ki gidemedik…

Bu sefer çok detay yazmayacağım.. Son iki gün kala biri iş sebebi ile gelemeyeceğim dedi. Diğeri o zaman ben Antalya’da olayım annemi görürüm dedi. Bende o zaman kuzenime söyleyeyim onunla gideyim dedim. Aradım kahkahalarla gülerek  “gidemiyorsunuz ve bana kaldın değil mi?” dedi. Adam ne zaman bir planıma dahil olmak istese ve ben reddetsem o planım iptal oluyor.

“Çok konuşma iki gün sonra yola çıkacağım geliyor musun?” dedim. “Ya benim valizim hazır zaten” dedi. Şaka bir yana onunda yıllık izni yok biraz bayram tatilinde tatil yapmak zorunlu gibi oldu bize.

Cuma akşamı iş çıkışı Anadolu yakasında buluşup yola çıkıyoruz Arzu ailesel durumlardan dolayı gelemiyor ve bizi yolcu ediyor. (Belki sürpriz yaparım diyor minnoş pandam)

Trafik yoğunlaşmadan biz İstanbul’u terk etmiş oluruz diyoruz ve öyle oluyor. Nasıl bir acıktıysak Köfteci Yusuf’a çöküyoruz akşam yemeği için.. Çatlamaya az kala kalkıyoruz ki, birer kahve alıp yola devam edeceğiz.

Rotayı Afyon’a kadar gidip uyumak, sabah saatlerinde Isparta üzerinden Lavanta Kokulu Köy, Salda Gölü ve Kaş’a varış diye belirledik. Planımıza da uyduk aslında.
Yol boyunca bir insan ne kadar konuşursa kuzen iki katını konuştu sırf beni uyanık bırakmak için.. Rahat geçen yol sonrasında Afyon Starbucks’ta double shot ilave edilmiş americanolarımızı yudumluyoruz.

Çok yorulmadım ama o Arzu’ya saydırıyorum elbette.. Fırsat bu fırsat İki saat kadar arabada uyuyup Lavanta Kokulu Köy’e geçiyoruz..

Kahvaltıyı orda gözleme yer yaparız diyorduk gittik sabahın körü. Teyzeler gelecek grup için hazırlıklara yeni başlamış biz fotoğraf derdindeyiz.. Lavanta hasadı bitmişti aslında ama fotoğraf çektirmek için bıraktıkları bir bölüm vardı. Gittik ama hepsi artık kurumuş :( Nerde o fotoğraflarda gördüğümüz mor rengin her tonu.. Hepsi gri.. Photoshop yapsak bile kurtarmaz diyor Anıl :( (Çocuk haklı)

Lavanta Kolonyası, sabunları ve gülsuyu almak için bir baktım dolapta minik kutular var. “Bunlar ne?” dedim. Kadın “Lavanta Dondurma’sı” dediği an Anıl’a dönüp, sırıttım.. Onun “Bravo yaa kahvaltıda dondurma mı yiyeceksin?” dediğini dolabı açarken duydum :)

*** İtiraf ediyorum Bozcaada’da ki çiçek pastanesinin dondurması çok daha iyiydi.

Kahvaltıyı yolda bir tost buluruz deyip alışverişi yapıp Salda Gölü’ne geçiyoruz. Geçemeden biraz kaybolmuş olabiliriz aslında.. Keçi sürüsüne denk geldik gidemiyoruz.. Sonra kazlar bizi karşıladı bir köyde. “Yol kapalı gençler buradan sonrası yapılıyor diğer taraftan gidin” dedi bir amca nasıl gideceğimizi tarif etti. 

Yol üstünde birer tost kapıp devam ettik. Ara yollardan Salda Gölü yazan tabelalar ile merkez bir noktaya geldik. Maketten biralarımızı ve cipslerimizi alıp yönetmen sandalyelerimiz ile keyif yapacağız Salda Gölü’nde..

Şöyle söyleyeyim; hijyen konularında beklentinizi yüksek tutmayın.. :) Göl çevresi kamp alanı olduğu için imkanlar kısıtlı. Temizlik konusunda takıntınız varsa gezdim gördüm gidiyorum diye düşünün :)

Ve anladım ki ertesi gün yola çıkmak üzere kamp hayatına max.1 gece dayanabilirim..

Molayı çok uzun süre tutmayıp Kaş’a doğru yola çıkıyoruz. Yolda Kaputaş Plajı’na gidip sonra otele gidelim diyoruz. Gidip geri dönmek ve tekrar merkeze geri gitmek çok akıllı işi değil sonuçta.

Arabayı park edip, eşyalarımızı alıp merdivenlerden aşağıya ineceğiz ama inemiyoruz..  Manzara ef-sa-ne.. Turkuaz renkli suda yüzmek istiyorsanız gelin.. (Ya da gelmeyin yaaa zaten çok kalabalık.. )

** Saat 16:00’dan sonra veya sabah çok erken saatte gelmekte fayda var diyebilirim. Ciddi anlamda kalabalık oluyormuş. Biz 16:00’dan sonrasını denk getirip doyasıya keyfini çıkaranlardanız..

Sudan çıkmadım diyebilirim. Dalga ciddi boyutta sert. Bir ara nasıl ters döndüm bilemiyorum. Poz vereceğim diye tepe taklak olacaktım. Dikkatli olmakta fayda var.

Buz gibi duşun altına girip çıktıktan sonra üzerimizi değiştirip yola koyuluyoruz.. Gidip otele bir kendimizi atalım dedik.

Bayramda popüler yerler çok ama çok kalabalık oluyormuş. Biz çok önce bir oda rezervasyonu yapmamıza rağmen neredeyse tüm otel/pansiyonlar dolu.

Akşam dolaşıp keşif yapalım dedik yürümek mümkün değil. Dejavu’da Gürçin’in masasına kurulup biralarımızı patateslerimizi söylüyoruz. Kardeşimin sandalyesi mekânın en güzel manzarasına sahip.

*** Aaaaa bu arada günbatımı için mutlaka denk getirip gidin..

Yemek için seçenekler çok ama Zaika, Bahçe Balık, Ruhi Bey Meyhanesi, Nereid Meyhanesi, Tzatziki seçeneklerinizde olsun. Özellikle sezonda tatil planladıysanız mutlaka rezervasyon yaptırın. Biz rezervasyonsuz Zaika’da yemek yeme şansı bulduk. Şans konusunda üzerime tanımam.. Yemeklerin yanında mezeler inanılmaz lezzetli.
İtalyan mutfağı için Bella Vita’yı öneririm. Pizzaları çok güzeldi bir de Antalya bölgesine ait Likya Şarapları..

Plajlar için hareketli gürültülü eğlenceli olsun diyorsanız Derya Beach ve Çınarlar Beach.. Derya Beach’in kemik bir kadrosu var öncelik onların. Yer bulma şansınız neredeyse yok baştan söyleyeyim :)

Biz; bir günü Çınarlar Beach’te, bir günü biraz Derya Beach öğleden sonra gelecek arkadaşlarımızla kalabalık grup olacağız ve yer bulmak problem olmasın diye Aqua Princess Hotel’in plajında değerlendirdik. Otel müşterileri ve sadece bilenler geldiği için çok sakin çok nezih. İki günü de muhteşem suyunda, caretta carettalar ile yüzmek için Limanağızı La Moda Otel’in plajında değerlendirdik.

Bayram’ın 3.günü kahvaltımız bittikten sonra eve dönüş yoluna geçtik. Sırf Akyaka’ya uğramak için İzmir üzerinden dönüş rotası çizdik. 2-3 saat bile olsa Akyaka’da olmak bana iyi geliyor..

Öğle yemeği için “Pizza mı? Meşhur Akçapınar Tostçusu mu?” dedim. Tereddütsüz “Akçapınar Tostçusu” dedi. Çok şanslıyım ki yemek yemeği seven ve damak tadımız uyan bir kuzenim var..

Siparişlerimizin geliş hızı bizi daha da mutlu ediyor. Ne zaman gelsem uzun bir bekleyiş oluyordu. Bu sefer şanslıyız. Kahve molasını için Akyaka’da yapalım dedik merkeze geçtik. Kuzen ben biraz dolaşayım dedi gidip keçi sütlü dondurma yiyecek belli.. Ben yemem deyip kendimi bujiteriye atıp bilekliklerden beğendiklerimi alıyorum. Assos Express’te buluşacağız nasılsa.. Çok geçmeden geliyor gözümün çöpü.. Suratta tatlı bir mutluluk.. “Dondurma müthiiiişşşşş” diye abartarak anlattı. O derece beğenmiş ki kahve bile almadı “Bu tadı kaybedemem.” dedi.

Biraz mola verdikten sonra yola çıkıyoruz. İzmir’de Arzu ile buluşacağız.. Gerçi İzmir de buluşamayıp Manisaspor Kebapçısında bulduk birbirimizi o ayrı ama sonuçta buluşabildik. Yemeğimiz bitirip yola çıktık. Balıkesir yolu üzerinde ki Strabucks’a kadar arka arkaya gittik. Bizim zamanımız bol olunca takıldık biraz daha. Arzu’lar devam ettiler. Önde olduğu için yol durumundan haberdar olalım diye sürekli aradı canım arkadaşım eksik olmasın. Gece yarısından önce İstanbul il sınırına girmiş. Bizde 1 saat fark ile dönmüş olduk. Önce kuzeni eve bıraktım saat 02:30 gibi de ben eve vardım. Tüm yol boyunca tek araç kullanan olmasaydım daha az yorulurdum ama keyifli, güzel bol yemeli bol kahkahalı bir tatili daha bitirdik.

Şimdi ise 2019 planlarımı yapıyorum. Üç seyahat planı hazır.. 2019 hepimize tüm güzellikleri ile gelsin diyorum.. 

Sağlıkla, mutlulukla, huzurla...

Sevgiler,
 
Pınar
























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gittim, Gördüm - Yine yeniden Thessaloniki (Selanik)

Kalimera Thessaloniki.. Yurtdışı seyahat planlarını yapıyorum, biletleri alıyorum ama vizem yok… Klasik “Hadi bi Yunan yapalım” d...